Gönderen Konu: Miken Sanatı  (Okunma sayısı 7903 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı B૯ηбüL

  • Yönetim K.Ü
  • Uzman
  • *
  • İleti: 4.330
  • Karizma Puanı: 1631
    • seyfullah sünbül
Miken Sanatı
« : 22 Mayıs 2008, 19:19:25 »

                                                              Minos- Miken

Argolis, M.Ö. 1550 yıllarına doğru ani bir akımla sarsıldı. Peloponisos’un bu bölgesine II. binyılın Hint-Avrupa göçleriyle birlikte gelen “ ilk Yunanlılar “ yerleşti.

Mykenai’de kral mezarlarının bulunduğu iki “kuyumezarı”nda yapılan kazılarda, çok sayıda kıymetli eşya bulundu. Bunların birçoğu katıksız Girit ürünleriydi; ama bazılarının Giritli sanatçılar tarafından Mykenaililer’in siparişi üzerine yapılmış olduğu anlaşılıyordu.

Bazıları da mesela Girit cenaze adetleri arasında yeri olmayan ünlü altın maskeler, doğrudan Mykenaililer tarafından yapılmıştı.




Nitekim, dikilitaşların üzerinde Girit süslemeleri ile yerel bir anlayışı yansıtan ve şiddet öğesinin egemen olduğu av ve savaş sahneleri yan yana yer almıştı. M.Ö. XV. yy’da muhtemelen bir hanedan değişikliğinin sonucu olarak, kral cenazelerinin geleneklerinde bir değişim yaşantı ve kubbeli tholos ortaya çıktı. Bu yapıya, drotnos denilen ve çok gösterişli bir şekilde bezenmiş bir kapı bulunan uzun bir koridordan geçinerek ulaşılırdı.




Bütün Eski Yunan’a ve hatta Kıbrıs’a, Güney İtalya’ya ve Sicilya’ya doğru yayılan bir kültür modeline adını veren Mykenai kentinin gücü, bu bölgede kurulan krallıkların hepsinde kendini hissettirdi.




M.Ö. XV. yy’dan başlayarak yapılan Mykenai Kalesi kalın duvarlarla çevrili gerçek bir kartal yuvasıydı.




Kalenin ortasında megaron yer alıyordu: bu, üç bölümden oluşan bir diziydi ve son bölümde ocak ve taht odası bulunurdu. Son derece yüksek duvarların arkasında yer alan bu basit binalarda sanatçının av tutkusunu yansıtmak istediği durumlarda yer yer yerel motiflerle de bezenen Girit üslubu fresklere rastlanmaktadır.




Mykenaililer, pişmemiş kil tabletleri, arşiv sicilleri olarak kullanırlardı. Çıkan yangınların alevleri bunları pişirmiş ve böylece günümüze kadar korumuştur. Mykenai yazısı, Giritlilerin Lineer «A» çizgisel yazısından pek farklı değildir; ama, bu Lineer « B» çizgisel yazısı Yunanca’nın seslerini hecelerle ifade etmektedir. Çözülen yazılar, Mykenai’nin ekonomisi özenle örgütlenmiş bürokratik bir toplum olduğunu ortaya çıkarmıştır.

«Vernik» Mykenai seramikçiliğinin bir icadıdır. Bazı bölgelere daha saf bir kil eriyiğinin uygulanmasıyla pişme sırasında renk farklılılardan elde ediliyordu. Bu, Yunan vazolarının yapımında kullanılan temel tekniktir. M.Ö. 1400 ile 1200 arasında bu konuda birlik sağlandı ve Girit etkisinden sıyrılan çeşitli üsluplar oluştu: süslemeler daha tutarlı ve daha soyut hale geldi. Mykenai sanatı Mykenai Kalesi’nin Aslanlı Kapı’daki yüksek kabartmalar dışında, daha çok kil, bronz ve özellikle fildişinden küçük figürlere ilgi göstermiştir. Kuyumculukta, Mykenai damgası M.Ö. XII. yy’a kadar devam eder. Bu, Truva Savaşı, ama aynı zamanda tüm Akdeniz dünyasını etkisi altında bırakan karışıklıklar ve ayaklanmalar dönemidir. Bunların sonucunda, Mykenai’nin gücü yavaş yavaş çökecektir.


alıntı adresi:http://www.felsefeekibi.com/





Çevrimdışı

  • Üye
  • *
  • İleti: 86
  • Karizma Puanı: 2
Ynt: Miken Sanatı
« Yanıtla #1 : 26 Ekim 2008, 18:02:57 »
...teşekürler bengül
▀  ½  ?¿