Gönderen Konu: SINIF REHBERLİĞİ DÖKÜMANLARI  (Okunma sayısı 31300 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı yoldaş

  • Yönetim K.Ü
  • Üstad
  • *
  • İleti: 14.441
  • Karizma Puanı: 4089
  • görsel tasarım uzmanı
Ynt: SINIF REHBERLİĞİ DÖKÜMANLARI
« Yanıtla #7 : 13 Ağustos 2010, 15:33:50 »

OKULLARDA  PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK  MÜLAKAT – GÖRÜŞME

          Öğrenci tanıma tekniklerinin en yaygın olanlarından biridir. Görüşme, ya problemli kişi ile ya da onun bir yakını ile, bu konuda deneyimi olan bir yetişkinin amaçlı, planlı, hazırlıklı bir şekilde görüşüp konuşmasıdır.
1-   Bilgi toplama veya bilgi verme, 2- Teşhis ve tedavi amacıyla yapılır.

        İYİ BİR  GÖRÜŞMECİNİN ÖZELLİKLERİ:
1-   Görüşmeci kişilik sahibi ve sıcak kanlı olmalıdır.
2-   Görüşme yaptığı kişiye karşı saygılı ve güven verici olmalıdır.
3-   Aceleci ve telaşlı olmamalıdır.
4-   Anlayış ve sezgi gücüne sahip olmalıdır.
5-   Sabırlı ve bu göreve gönüllü olmalıdır.
6-   Aşrı derecede otoriter ve büyüklük duygusu içinde olmamalıdır.
7-   Özür arama ve acıma duygusu içinde olmamalıdır.
8-   Problemli, kompleksli ve peşin hükümlü olmamalıdır.
9-   Peşin hükümle birlikte görüştüğü kişiye vaadlerde bulunmamalıdır.
10-   Alanda yetişmiş uzman bir niteliğe sahip olmalıdır.

GÖRÜŞMENİN YARARLARI:
1-   Fazla araç-gereç gerektirmez.
2-   Uygulaması kolaydır.
3-   Özel yer gerektirmez (Rahatsız edilmeyecek herhangi bir oda yeterlidir)
4-   Psikoterapi için uygun bir yöntemdir.
5-   Çabuk bilgi toplamayı sağlar.

GÖRÜŞMEDE İZLENECEK YOLLAR:
1-Görüşme yapılacak yer aydınlık ve rahat olmalıdır.
2-Görüşmeden önce öğrenci hakkında gerekli bilgiler toplanmalıdır. (Öğretmenler ve veli den bilgi alınmalı,uygulanan test,anket,ölçek,envanter vb. tekniklerin sonuçları incelenmeli ve not alınmalıdır.)
3-Öğrenciye neler sorulacağı önceden tespit edilmelidir.
4-Öğrenci güven içinde olmalı,dışarıdan dinleniyor intibaı uyandırılmamalı, kayıt veya not tutmak için gerekli araçlar hazırlanmalıdır.,

GÖRÜŞMENİN YAPILMASI:
1-Öğrenci görüşme odasına güler yüzle alınmalı ve bir süre sohbet edilerek heyecanı yatıştırılmalıdır.
2-Görüşme sırasında görüşmeci az konuşmaya özen göstermeli.
3-Öğrenci konuşurken onu dikkatle dinlemeli, o konuşurken görüşmeci başka şeylerle meşgul olmamalıdır.
4-Öğrenciye öğüt vermekten onu yalanlamaktan, yargılamaktan kaçınılmalıdır.
5-Öğrenci, bazı sorulara cevap vermek istemiyorsa zorlanmamalıdır.
6-Cevaplar not edilmeli ve öğrenciye başka anlatacağı bir şeyin olup     olmadığı sorulmalıdır.

          Görüşme bittikten sonra konuşma rapor edilir. Görüşme yeterli bulunuyorsa yorum yapılır. Yorum sonuçları başka araştırmaların sonuç-
larıyla karşılaştırılarak öğrenciye ya da veliye gerekli rehberlik yapılır.

GÖRÜŞMEDE EDİNİLECEK BİLGİLER:
           1-Öğrencinin probleminin farkında olup olmadığı öğrenilmelidir.
           2-Çevresi ile ilişkileri (Aile içinde, oyunda, okuldaki davranışları)
           3-Bedensel (fiziksel), ruhsal ve zihinsel görünümü.
               a)-Muhakeme ve belleği, hayalleri, gece rüyaları, korkuları, endişeleri,
               b)-Geleceğe yönelik planları,     
               c)-Bedenine karşı tutumu, kendini kime benzettiği, bedeni kusurları,
               d)-Zeka durumu ve ilgileri.









































Çevrimdışı yoldaş

  • Yönetim K.Ü
  • Üstad
  • *
  • İleti: 14.441
  • Karizma Puanı: 4089
  • görsel tasarım uzmanı
Ynt: SINIF REHBERLİĞİ DÖKÜMANLARI
« Yanıtla #8 : 13 Ağustos 2010, 15:35:01 »
İLKÖĞRETİMDE SINAVLARI "TEST YÖNTEMİYLE" YAPMAK BİR EĞİTİM CİNAYETİDİR.
İlköğretimde keşke hiç sınav olmasa. Bunu ülkemiz eğitiminin değer yargıları içinde gerçekleştirmek ne yazık ki olanaksızdır. Sınavdan vazgeçilmesi olanaksız göründüğüne göre sınavın uygulamaları konusunda özenli davranmak zorundayız.
Bundan 4 yıl öncesine kadar 5. sınıf öğrencileri Anadolu Lisesi sınavlarına girdiği için birkaç yıl önceden "test çözerek" sınava hazırlanıyorlardı.  Oysa 4 yıl önce bu sınav 3 sınıf sonrasına alındı. Ancak ilköğretimdeki öğretmenlere, yöneticilere, velilere ve de Milli Eğitim Bakanlığı'na artık bu sınavın 8. sınıftan sonra yapıldığı haber vermemiş olsa gerek, ilköğretimin 4. ve 5. sınıflarındaki öğrenciler sanki bu sınava hazırlanır gibi eğitiliyor. "Önemsiz" diye varsaydıkları bazı derslerin yerine Matematik, Türkçe  gibi çoook önemli derslerin yapılması ve sınavların test olması bu habersizliğin bir göstergesi...
Test sınavı (ki çoğunlukla çoktan seçmeli test kullanılıyor) bir sınav yöntemidir ve kitlelerin katıldığı sınavlar için en geçerli sınav şeklidir. Bunu gözardı edemeyiz. İlköğretim sözkonusu olduğundaki durum hiç de iç açıcı değildir.
İLKÖĞRETİMDE SINAV "TEST YÖNTEMİYLE" OLABİLİR Mİ? sorusunun yanıtı bir çok kişi tarafından "EVET" olarak verilecektir.
ÖĞRENCİ, "EVET" diyecektir. Çünkü her öğrenci sınavın test yapılmasını sever. Daha kolaydır, riski azdır,
VELİ "EVET" diyecektir. Çünkü çocuğun nasıl eğitildiği onun için hiç önemli değildir. O çok iyi bilir ki, ne kadar test çözerse o büyük sınavda şansı daha çok olacaktır.
ÖĞRETMEN "EVET" diyecektir. Çünkü test uygulayarak en kısa zamanda, emeksiz şekilde sınavı değerlendirecektir.  Öğrenci mutlu olacaktır, veli kendisini takdir edecektir. Öğrencilerini en iyi şekilde sınava hazırladığı varsayımıyla yöneticileri de memnun edecektir.
Herkesi bu kadar mutlu eden bir sınav sistemine CİNAYET demek ağır bir suçlama mıdır?
İlköğretimde test sınavı yapmak bir eğitim cinayetidir. Yalnızca test sınavı yapmakla herşey bitseydi belki bu kadar ağır bir ifade kullanmazdım. Sınavlar test olarak yapılınca öğrenciler sınavlara hazırlanmak için de çok sayıda test sorusu çözüyorlar. Bunun için özel dersler alıyorlar. 10 yaşındaki çocuklar dersanelere gönderiliyor. Orada da bol bol test sorusu çözüyorlar ve test sınavlar oluyorlar. Yani 10 yaşındaki öğrenci test soruları içinde boğuluyor.
Test sınavları öğrencilerin düşünme yeteneklerini köreltiyor. Kendilerini ifade etmelerini zorlaştırıyor. Yaratıcılıklarını tamamen yokediyor.  Bu sınavların hazırlık süreci birbirine benzer çok sayıda test sorusunun tekrar tekrar çözülmesini gerektirdiği için çok zaman harcıyorlar ve oyuna zamanları kalmıyor.
Çocuklara bu kötülükleri yapmaya hakkımız var mı? Yok!...  O zaman düzeltelim!...
Bunu uygulamada düzeltme şansımız var mı? Hiç yok!... Çünkü, ne yöneticiler, ne öğretmenler, ne de veliler ve en önemlisi Milli Eğitim Bakanlığı tehlikenin farkında değil.  Çünkü Milli Eğitim Bakanlığı sınıflara düzey belirlemek için test sınavları gönderiyor. Okullar bu sınavlardaki başarıyı arttırmak için öğrencileri daha çok test stresine sokuyorlar.
ÇÖZÜM
Keşke öğretmenleri bu konuda ikna edip güzellikle öğrencileri test sınavlardan koruyabilsek. Ancak bunun ikna yoluyla uygulanması olanaksızır. Artık bu sınavlar birçoğunun vazgeçilmez bir parçası olmuştur. Zaten bu konuda bilinçli öğretmenler velilerin ve yönetimin baskılarıyla sindirilmektedir.
Milli Eğitim Bakanlığı ilköğretimin ilk 7 yılında test sınavı yapmayı, sınıflarda test soruları kullanmayı kesinlikle yasaklamalıdır. Dersanelerin bu yaşlara yönelik sınıflarında da aynı kesin uygulama geçerliolmalıdır. Bu kuralı uygulamayan öğretmenlere en ağır yaptırımları uygulamalıdır. Bu yaşlara yönelik test kitaplarının yayını konusunda da önlemler alınmalıdır. Test soruları içeren okul dergilerinin okullara girişi engellenmelidir.
Öğrenci ilk test sorusuyla ancak 8. sınıfta karşılaşmalıdır.
Bunu başarmak zorundayız.


Çevrimdışı yoldaş

  • Yönetim K.Ü
  • Üstad
  • *
  • İleti: 14.441
  • Karizma Puanı: 4089
  • görsel tasarım uzmanı
Ynt: SINIF REHBERLİĞİ DÖKÜMANLARI
« Yanıtla #9 : 13 Ağustos 2010, 15:35:42 »
Nasıl verimli ders çalışılır?
Hepimizin isteği derslerimizde başarılı olmak ve bir üst sınıfa başarıyla geçmek.Ama bu isteğin gerçekleşebilmesi için gerekenleri yapmadığımız malum.Bazen dersler için, okul için birşeyler yapapamayı isteriz.Ders kitabını okur, ödevleri yapar, sınavlara hazırlanır, fakat beklediğimiz notlar bir türlü gelmez.Demek ki bir yerlerde hata yaapıyoruz.Daha doğrusu nasıl ders çalışmalıyız, bunu pek bilmiyoruz.
Aşağıda ders çalışmamızı bir düzene koyacak ve zamanımızı verimli kullanmamızı sağlayacak öneriler var.Bir kulak verelim, okuyalım ve uygulayalım.

1-Okuldan eve geldiğinizde yarım saat veya kırk beş dakika dinlenmeye ayırın.Bu arada bir şeyler yiyebilirsiniz.Ancak ders çalışmaya başlamadan önce, ekmek, makarna, kek gibi karbonhidratlı yiyeceklerden fazlaca yemeyiniz.

2-Ders çalıştığınız yerin düzeni çok önemlidir.Derslerinize bir masada çalışmalısınız.Yumuşak bir koltuk, kanepe veya yatak ders çalışma veriminizi düşürür ve uykunuzu getirir.Çalışma esnasında işimize yaramayan defter, kitap ve diğer araç ve gereçleri kaldırmamız gerekir.Çünkü bu gereksiz malzemeler hem kafamızı karıştıracak, hem de bizi lüzumsuz yere meşgul edecektir.

3-Ders çalışırken en iyi bir şekilde kullanmamız gereken zamanımızdır.Bunun için bir zaman programlamasına ihtiyaç vardır.Böyle bir programlamayı herkes kendine göre yapabilir.Bir zaman programlaması aşağıdaki gibi olabilir.

15:00 Eve Geliş
15:00-15:30 Dinlenme
15:30-16:30 Ders Çalışma
16:30-17:00 Dinlenme
17:00-17:30 Ders Çalışma
17:30-18:30 Dinlenme-TV
18:30-19:00 Ders Çalışma
19:00-20:00 Dinlenme-TV
20:00-21:00 Ders Çalışma
21:00-22:00 Çanta Kontrolü ve Yatış

Yukarıdaki program bir örnektir.Kendi şartlarınıza göre bu programı değiştirebilirsiniz.
4-Kendinize Küçük bir defter tutun.Her gün verilen ödevleri not edin.Böylece "Unuttum" mazereti ortadan kalkmış olur.

5-Çalışmaya size zor gelen derslerden başlayın.

6-Yazılı ödevleri son sıraya koyun.

7-Derslerinizi günü gününe yapmalısınız.Derslerinizi daha uygun zamanlarda yapmayıp, son güne bırakmayın.

8-Her gün okulda öğrendiklerinizi, evde mutlaka tekrarlayın.

9-Her gün dersiniz bittikten sonra, ertesi günkü ders programınıza göre çantanızı hazırlayın ve yatmadan önce kontrol etmeyi unutmayın.
Hepinize derslerinizde başarılar

Çevrimdışı yoldaş

  • Yönetim K.Ü
  • Üstad
  • *
  • İleti: 14.441
  • Karizma Puanı: 4089
  • görsel tasarım uzmanı
Ynt: SINIF REHBERLİĞİ DÖKÜMANLARI
« Yanıtla #10 : 13 Ağustos 2010, 15:36:44 »
TAHTAYI NASIL KULLANMALIYIM?
Tahtaya yazdığın herşey sana net ve anlaşılır gibi gelebilir ama birde öğrencilerin baktığı yerden bir baksan.
Yazdıklarımız okunaklı oluyormu ve herkes tarafından görülüyormu? Özellikle en arka sıranın hali nedir?Onun için koca koca harflerle yazmalıyız.
    Yazdıklarınızı deftere geçirmeleri için zaman tanıyın. Tahtayı önceden planlayarak kullanın.Düzenli yazılar, defterin de düzenli tutulmasını sağlayacak.
    Tahtanın görülmesini engelleyici malzemelerin görüş alanından çıkarılması gerek. Yazdıklarınız mümkün mertebe uzun müddet tahtada kalsın.
    Eğer yazarken sağ elinizi kullanıyorsanız,tahtanın sağ tarafını önce doldurmalı sonra sola doğru yazmalı .
    Bir şey anlatmayı düşündüğünüzde yazmayı kesin ,öğrencilerin yetişmesini bekleyin,sonra açıklamanızı yapın.’
    'Arkadaşından yaz’ cümlesini hiç kullanmamaya gayret edin.
    Mümkün oldukça renkli tebeşir kullanma göze güzel görünür.
    Öğrencilerin anladıklarından emin olduktan sonra yazmaları demek beyinlerine o konuyu kazımaları demektir.Anlamadan yazmaları ise (hem dinledi anlamadı,hemde yazıyor anlamadığını)iki kere yorulma ,boşa uğraşma demektir
İMTİHAN KAĞITLARINI KONTROL
    Kırmızı kalem kullanma!(kırmızı negatif bir renktir,kağıdında heryerin kırmızı olduğunu gören çocuk acaba ben ahmakmıyım diyebilir.’Ben ahmak’ım’ sonucuna varan bir çocukta bir daha ilerleme görülmez.) Yeşil veya Mavi kalem daha çok ‘yapıcı kritik’ çağrıştırır
    X yerine / kullan
    Toplam ve doğru sayısının yazılması ,doğru ve yanlış sayısının yazılmasından daha olumlu bakış açısı hissettirir
İlk Gün-Buzları Çözme 
    Ders başlarken dikkatleri toplamak için hemen derse giriş yapmadan ziyade, teknolojik gelişmeler,eğitim haberleri ile ilgili kısa bir giriş yapılabilir.
    Dikkatler toplanmış hemen ..ama kaynatmaya izin vermeden...derse giriş yapılabilir. Sıkılmaları önlemek, öğrencileri daima canlı tutmak ,bağlantıyı koparmamak için en az 20 dakikada bir ‘çaysız çay molası’ verilebilir.
    Bir fıkra, medya haberleri, İnternet ,yeni gelişmeler...vs. Sınıfımızda değişik türden öğrencilere hitap etme ders amaçlarından birisidir.
    Ortadan anlatılan bir ders zeki öğrencilere hafif geleceğinden sıkılmalar olacaktır.Bunu önlemek için hafif sorular yanında ‘beyin jimnastiği sorularına yer verilebilir.Her derste beyin jimnastiği soruları koyulabilir.
    Yoklamalara hassasiyet gösterdiğimizi öğrenciler bilmeli.Ders kaçırmalarından ciddi rahatsız olduğumuzu ‘sizin iyiliğiniz için sizi düşünüyorum’ diyerek anlatmalı.
    ‘Dersimden 100 almanız için yapılmasını istediğiniz şeyler nelerdir?’ sorusuna cevap bazı problemleri halledebilir

Çevrimdışı yoldaş

  • Yönetim K.Ü
  • Üstad
  • *
  • İleti: 14.441
  • Karizma Puanı: 4089
  • görsel tasarım uzmanı
Ynt: SINIF REHBERLİĞİ DÖKÜMANLARI
« Yanıtla #11 : 13 Ağustos 2010, 15:37:28 »
Kardeş kavgalarında haksızlığa prim vermeyin
Kardesler çocuklarin gelisiminde olumlu etki yapar. Ama kardes kavgalari da kaçinilmazdir. Bir anne–baba olarak çocuklarinizi iyi gözlemleyin, problemi her iki tarafa ceza vererek geçistirmeyin. Hakliya hakkini, haksiza da cezayi verin.
Kardes kavgalari anne babalari en çok üzen problemlerden biridir. Bilhassa yaz tatillerinde okula giden kardeslerin evde bir arada daha çok zaman geçirdigi dönemde bu, bazi ailelerde daha da önemli bir sorun olabilir. Önce asiri olmamak kaydiyla kardes kavgalarini çocuklarimizin sosyal gelisimlerinin normal bir sonucu olarak kabul etmek, konuya serinkanlilikla yaklasmamizi saglar. Ya çocuklarimizi ya da kendimizi sürekli suçlamak ise problemin çözümünü zorlastirir. Bütün kardesler küçüklüklerinde az çok birbirleriyle kavga ederler. Fakat anne ve baba bilinçli yaklastigi takdirde bu problem ileriki yillarda devam etmez.
Bununla beraber aile geçimsizligi olan, stresli aile grubuna giren ve çocuklara baski uygulanan ailelerde kardes kavgalarina daha sik rastlanmaktadir.
Anne ve babanin fiziki cezaya siklikla basvurduklari ailelerde kardeslerin birbirlerine siddet uygulamalari kaçinilmazdir. Çocuklarin gelisim özelliklerine bagli olarak siddete basvurulmayan ailelerde de bilhassa küçük yaslarda birbirlerine karsi siddete basvurduklari görülebilmektedir. Bu, yasa bagli olabilir. 3 yasindaki bir çocugun kardes iliskilerindeki davranislari ile 12 yasindaki bir çocugun davranislari ayni derecede endise verici olamaz. Zira küçük çocuklarin ahlak kurallarini anlayip tam olarak tatbik etmeleri zaman almaktadir.
Bazen nezle grip atesli enfeksiyon hastaliklari, alerji gibi saglik sorunlari çocuklarin hirçin ve saldirgan olmasina sebep olabilir. Dikkatli bir anne ve babanin bu sebepleri bulup çözüm aramasi, gerektiginde bir uzmanin yardimina basvurmasi gerekir. Çocuklarda dikkat eksikligi hiperaktivite bozuklugu ve davranim bozukluklarinda kardes geçimsizligine sik rastlanir. Yine anne baba ve diger büyüklerin açikça çocuklardan birine farkli davrandiklari durumlarda kardes kavgalari daha çok görülür.
Iki tarafa da ceza vermeyin
Anne ve babalarin kardes kavgalarini yatistirmakta en çok basvurduklari hatali davranislari ya sadece büyügü ya da her iki tarafi da yanlis davranislarindan dolayi cezalandirmalaridir. Halbuki egitimdeki gayemiz hatali bir davranisi baskiyla geçici olarak engellemekten ziyade onun tekrarlanmasina mani olmaktir. Egitimin gayelerinden biri özdenetim duygusunu yerlestirmektir. Çocuga davranisinin neden hatali oldugu anlatildigi ve çocuk da bunu kavradigi takdirde ayni hatayi kimse onu görmese de yapmaz.
Çocuklar aralarinda çikan anlasmazliklarda zaman zaman anne, baba ve büyüklerinin hakemligine ihtiyaç duyarlar. Fakat buna ne kadar sik basvururlarsa problemlerine kendileri çözüm bulmayi o kadar geç ögrenirler. Halbuki sosyal iliskilerdeki anlasmazliklara bagimsiz olarak çözüm bulmak sosyal olgunlugun belirtilerinden biridir.
Büyükler kardes çatismalarina her ne kadar müdahale etmemeye çalissalar da iyi bir gözlemci olmali ve kesinlikle haksizliklara meydan vermemelidirler. Bu da ani müdahalelerden ziyade meseleye sogukkanlilikla yaklasmak, çocuklarimizda gördügümüz hos olmayan davranislari engellemek için daha uzun vadede çözümler bulmaya çalismakla mümkün olabilir. Çocugumuz ne derecede üstünlük ve asagilik komplekslerinden uzak dengeli bir kisilik ve saldirganligi önleyecek güven duygusu gelistirir ve sevildigine inanirsa o derecede kavgalardan uzak olacaktir.
Tarafsiz bir gözle gözleyin
Çocuklarimizin birbirleriyle iliskilerini tarafsiz bir gözle gözlerken onlari taniyabilir ve onlara verdigimiz egitimde, güzel ahlak kazandirma gayretimizde ne derecede basarili oldugumuzu görebiliriz.
Kardes kavgalarinda üzerinde en çok durulmasi gereken davranislar: Çirkin sesle bagirma, çirkin kelimeler kullanma ve fiziki ve psikolojik baski uygulamadir. Çocuklarin ahlak kurallarina uymayan bu tür davranislarina mani olmak ise çok küçük yaslardan itibaren tedbir almayla ve söyledigimizi kendimizin yapmamizla mümkün olabilir. ‘’Mü’min birbiriyle ülfet eden ve ülfet edilen kimsedir.’’ buyuruluyor. Onlara güzel ahlak kazandirmak ve birbirleriyle iliskilerinde anlasma içinde olmalarini saglamak için önce biz kendimiz onlara güzel örnek olmak durumundayiz. Kardesler arasinda ömür boyu sürecek gerçek sevgi ve ülfetin tesis edilmesi anne ve babalarin dikkatli, sevecen ve adaletli olarak davranmalari ile mümkün olacaktir

Çevrimdışı yoldaş

  • Yönetim K.Ü
  • Üstad
  • *
  • İleti: 14.441
  • Karizma Puanı: 4089
  • görsel tasarım uzmanı
Ynt: SINIF REHBERLİĞİ DÖKÜMANLARI
« Yanıtla #12 : 13 Ağustos 2010, 15:38:15 »
ARGO KONUŞMA ( KÜFÜR )     
- AİLEYE ÖNERİLER -
 
 
   Çocuğunuz küfür ediyor olabilir.Bu durumda alabileceğiniz önlemler şunlardır:
     Çocuklar genelde anne ve babalarının onaylamadığı şekilde konuşan arkadaşları seçerler. Bu arkadaşlarıyla konuşmalarını kısıtlayamayacağınız için şu kuralı koyun. Çocuğunuz bu arkadaşlarıyla sadece sizin duyup düzeltebileceğiniz bir şekilde sizin yanınızda oynasın.
     Çocuklarınız,her davranışta olabileceği gibi küfürde de sizi örnek alacaktır. Sizin konuşmalarınızı duyan çocuğunuz bu konuşmaya aşina olacaktır.
     Anlamı hoş olmayan kelimeleri kullanma konusundaki düşüncelerinizi çocuğunuzla paylaşın. Kötü bir kelime kullandığında ne hissettiğini sorun. Sonunda da kötü kelime kullanmanın ev kurallarını çiğnemek olduğunu hatırlatın. Çocuğunuza,onu çok sevdiğinizi ancak bu kötü kelimeleri sevmediğinizi hatırlatın.
     Çocuğunuza, kullandığı kelimenin anlamını ve niçin kullanılamaz olduğunu açıklayın.
     Çocuğunuz size karşı kızgınlığını rahatça ifade edebiliyorsa,olumsuz duygularını belirtmek için daha az küfürlü sözcükler kullanacaktır.
     Uygun olanlar ve olmayanları tanımlayan kelimelerin listelerini hazırlayabilirsiniz. Çocuğunuz uygun olanları kullandığı zaman onu yüceltin.
     Çocuğunuz kötü bir söz söylediğinde şaşırıp fazla üzülmüyorsanız, çocuklarınız bu kelimeleri zamanla kullanmayacaktır.
     Böyle bir durumda,şoke olmaktan çok sessizlik oyunu oynayarak çocuğunuzu yönlendirebilirsiniz. ”Senin kullandığın kelime nedir?Anlamıyorum” “Bunun anlamı nedir?” sorularını çocuğunuza sorup bekleyin.
     Çocuğunuzun,kötü bir söz söylediğini duyduğunuzda,beş dakika boyunca bu kelimeyi kullanmasını sağlayın. Bu kelimeden bıkıp bir daha kullanmayacaktır. Eğer söylediğinizi uygulamaktan kaçınırsa ona ancak kötü kelime kullanmaktan ötürü verilen cezayı uyguladıktan sonra istediğini yapabileceğini söyleyin.
     Çocuğunuz kötü sözcükler kullandığı zaman aşırı hayret ve kızgınlık göstermeyin. Çocuklar,güç kullanmayı sever ve siz çok kızarsanız çocuğunuz kendini güçlü hissedecektir. Çocuğunuzun,sizi kontrol altına almaması için kızgınlık anında kullandığınız kelimelere dikkat edin.
     Kötü sözcük kullanımı için cezalandırma kullanmayın. Eğer çocuğunuzu kötü söz kullandığı için cezalandırırsanız,çocuğunuz bu kelimeleri sizin olmadığınız bir yerde kullanır ve gizli kullanmayı öğrenecektir.
 
 


Çevrimdışı yoldaş

  • Yönetim K.Ü
  • Üstad
  • *
  • İleti: 14.441
  • Karizma Puanı: 4089
  • görsel tasarım uzmanı
Ynt: SINIF REHBERLİĞİ DÖKÜMANLARI
« Yanıtla #13 : 13 Ağustos 2010, 15:39:01 »
GÖRME YETERSİZLİĞİ OLAN BİREYLERİN
EĞİTİMİ
 
Görme yetersizliği olan çocuk ya kördür ya da az görendir. Kör demek, çocuğun uzak yada yakından hiçbir şeyi görmemesi  anlamına gelmektedir. Az gören ise çocuğun çevresinde bulunan şeylerin yakınına giderek ya da gözüne getirerek kısmen fark etmesi anlamına gelmektedir. Az gören çocuk, nesneleri kesin olarak fark edememektedir. Ancak karartı halinde gölgeler şeklinde görmektedir.
Görme engelinin oluşmasında çok çeşitli nedenler vardır. Görme engeli irsi olabilir ve soydan soya geçebilir. Ancak bu duruma sık  sık rastlanmamaktadır. Annenin hamileliği sırasında da görme engeli ortaya çıkabilir. Hamilelik sırasında anne kızamıkçık gibi ateşli hastalıklara yakalandığında, bazı ilaçlar alındığında ve röntgen ışınlarına maruz kaldığında körlük yada görme güçlüğü olabilir. Doğumun güç olması da bebeğin görme engelli olmasına neden olabilir. Doğum sonrasında geçirilen ateşli hastalıklar, kazalar ve zehirlenmeler görme engeline yol açabilir.
Görme güçlüğünün ne kadar erken farkına varılabilirse tedavi edilme imkanı artar. Tedavi edilmesi mümkün olmadığında da, erken eğitim önlemleriyle çocuğun daha olumlu hayat sürmesi mümkün olabilir.
 
Görme yetersizliği olan çocukları fark etmede birçok ipuçları vardır:
 
         Gözlerinin önünde bulunan ilgi çekici eşyaları  takip edememe ya da farkına varamama
         Uzun süre aynı yere bakma
         Farklı bir şekilde gözlerini döndürme
         Sık sık gözlerini ovma ve kaşıma
         Gözlerini ışıktan kaçırma ve gözlerinde titreme
         Sağa sola amaçsız uzanma ve sık sık düşme
         Renkli bir resmin renklerini  ayıramama
         Gözlerde kızarma ve yaşarma
         Gözlerinin ortasında bulanıklık ve ışık geldiğinde parlama
 
     Görme Güçlüğü Olan Çocuk Neden Öğrenme Güçlükleriyle Karşı Karşıya Kalır?
 
Görme güçlüğü olan çocuk hiç göremiyorsa, bedenini nasıl kullanacağını öğrenmede güçlükleri olabilir.
Bu güçlük, diğer insanların bazı şeyleri yaparken  vücutlarını nasıl hareket ettirdiklerini görememesinden kaynaklanmaktadır.
 
Görme güçlüğü olan çocuk,
         Diğer insanların parmaklarını  nasıl kullandıklarını, dokunduklarını, aldıklarını ve tutuklarını görememektedir.
         Diğer çocukların nasıl oynadıklarını görememektedir.
         Diğer insanların nasıl yemek yediklerini görememektedir.
         Diğer insanların tuvalette nasıl temizlendiklerini ve lavaboyu nasıl kullandıklarını  görememektedir.
         Görme güçlüğü olan çocuğun, iletişimde bulunurken yüz ifadesini değiştirmede ve ellerini kollarını hareket ettirmede  güçlükleri  olabilir. Çünkü çocuk diğer insanların  yüz ifadesinin nasıl değiştiğini ve ellerini kollarını nasıl hareket ettirdiklerini görememektedir.
         Görme güçlüğü olan çocuklar göremedikleri  için,diğer çocukların görerek öğrendikleri ve anladıklarını anlayabilmeleri için yardıma ihtiyaçları vardır.
 
GÖRME GÜÇLÜĞÜ OLAN ÇOCUKLARIN ÖĞRENMELERİNE  NASIL YARDIM EDİLİR?
 
         Çocuk hiç görmüyorsa, onun yaşıtlarının  yapmış olduğu faaliyetleri siz de bu çocuklarla birlikte  yaparak çocuğun yetişmesine  katkıda  bulunabilirsiniz.
         Çocuk eğer çok az görüyorsa, onun  görmesinden yararlanarak akranlarının yaptıklarını yaptırarak  yetişmesine katkıda bulunabilirsiniz.
         Görme güçlüğü olan çocuklar öğrenirken nesnelere dokunur, nesnelerin çıkardıkları  sesleri dinler, koklar ve tatlarına bakar.
         Çocuğun öğrenebilmesi için dokunması ,işitmesi,koklaması ve tat alması mutlaka faaliyete geçirilmelidir .Çocuğun çevresini ve nesneleri   öğrenebilmesi için ,diğer duyu organları  kullanmasına  mutlaka fırsat verilmelidir.
         Diğer duyu organlarını kullanarak çocuğun yeni şeyler öğrenmesi mutlaka  cesaretlendirilmelidir
         Sizin için ve diğer çocukların yapabilmeleri bakımından önemli görülmeyen şeyleri öğrenme çabaları  mutlaka desteklenmelidir. Yeni bir şey yaptığında ya da yapmayı  öğrendiğinde ,mutlaka mutlu olduğunuzu fark etmesini sağlayınız   
         Çocuk mutlu olduğunuzu sesinizin tonundan ya da kullandığınız kelimelerden anlamalıdır.   
 
GÖRME  GÜÇLÜĞÜ OLAN ÇOCUK İÇİN SINIFI NASIL DÜZENLEMELİYİZ ?
 
         Mobilya, çiçek saksısı gibi eşyaların  yerlerini  sabit tutabilirsiniz.Yerleri sabit olan eşyaların  dışında yaptığınızı değişiklikleri her  defasında  göstermeli ve yerlerini  öğretmelisiniz.
         Kırılacak ve dökülecek eşyalar ayak altında  bırakılmamalıdır. Yeni konular eşyalar ve yerleri  her defasında çocuğa söylemelidir.
         Eğer çocuk az gören ise,oturma ve çalışması sırasında ışığın  doğrudan  gözüne  gelmemesine  ve ışığın  kırılarak gözüne yansımasına  özen gösterilmelidir.
         Elektrik kablosu ve benzeri eşyalara çocuk takılarak düşebilir. Bu gibi eşyalar kapı üstlerinden geçirilmelidir.
 
Sınıf çevresini ve nesneleri nasıl öğrenir?
 
Görme yetersizliği olan çocuğun çevresinin farkına varması, görenlerin çevreyi farkına varmalarından farklı olmaktadır.Bu nedenle,görme yetersizliği olan çocuğun çevresinin farkına varabilmesine  için yeni yöntemlere  yer vermesi gerekir.Görerek çevresini tanıma yerine işiterek, dokunarak ve koklayarak  çevresinin farkına varması beklenir.Görme yetersizliği olan çocuk çevresini dokunarak tanımaya başlar.
 
Dokunarak Çevresini ve Nesneleri Öğrenme
 
         Görme yetersizliği olan çocuk sınıfta eşyaların tümünü elleriyle yoklayarak tanımalıdır.Eşyalar tanıtılırken gerçek adları söylenerek tanıtılmalıdır.
         Zaman zaman çocuğun dokunma duyarlılığını geliştirmek için parmak uçlarıyla hissedeceği işler verilmelidir. Örneğin, küçük düğmeleri nohut ve mercimeği çocuğun dokunmasını sağladıktan sonra karıştırınız ve daha sonra çocuktan parmak uçlarıyla dokunarak birbirinden ayırmasını isteyiniz. Kibrit çöplerini tanıtınız ve onları boşalttıktan ve kibritleri tanıttıktan sonra  tekrar kutuya koymasını isteyiniz. Ayrıca değişik kağıt ve kumaş parçalarını yoklayarak  birbirinden  ayrılmalarını isteyerek, dokunarak farklı yapıdaki  nesneleri ayırma ve dokunma  duyarlılıklarını geliştirebilirsiniz.
         Onun elleriyle  çevresinde onları yoklamasına fırsat vererek çevreyi nasıl araştıracağına yardımcı olabilirsiniz.
         Çocuğun çevresinde yer alan nesneleri  tanıması sırasında, başlangıçta elinizi çocuğun  eli üzerine koyarak  çevreyi ve nesneleri tanıtınız. Örneğin, eliniz eli üzerinde olacak şekilde, hareket eden nesne ve hayvanların nasıl  hareket ettiğini  hissetmesini, birlikte inceleyerek yardım etmiş oluşursunuz.
         Çocuğa tutabileceği nesneleri veriniz. Bu sırada tutmakta olduğu  nesnenin ne olduğu, neye benzediğini ve nasıl  kullanıldığını açıklayınız.
         Çocuğun çevresinde bulunan eşyaları iyi  tanıyabilmesi için bu eşyaların özelliklerini ayrıntılı  olarak anlatılması gerekir. Eğer, görsel uyaranların yerine  işitsel  ve  dokunsal uyaranlar olacak olursa, gerilemeler  önlenmiş olabilir. Görme güçlüğü olan çocuk  için bir başka güçlük  de, nesne hakkında  pek çok  şeyi bilmesine  rağmen hiç  elinde  tutmamış olmasıdır. Okula başlamakta olan çocuklar,  isimlendirdikleri  nesnelerin şekli  ve yapısı  hakkında  hiçbir fikir sahibi  olmayabilir. Bu durum daha çok nesneleri öğrenirken, o nesneleri öğrenirken elleriyle yoklamamasından kaynaklanmaktadır. Dille ilgili  yaşantılar somut nesnelerle birleştirilerek sunulmalıdır. Kavramların bilgilerin becerilerin kazanılmasında, dokunma, işitme, koklama ve tatma duygularından birlikte yararlandırılmalıdır.
         Birçok çocuk öğretmenine  yardım etmekten hoşlanır. Böyle durumlarda çocuğu azarlamayınız. Tam tersine yardım etmesinden memnun olduğunuzu belirtin ve sizi yardımcı olmasını isteyiniz. Böylece öğrencinize  kendi başının çaresine  bakmayı öğretmeye başlamış olursunuz.
         Sınıfta ses çıkaran  ya da  rüzgar geldiğinde ses çıkaran şeyler gibi işaretler kullanarak  çocuğun  sınıf içinde yönünü  bulmayı  öğretebilirsiniz ve çocuğun sınıf içinde serbestçe  dolaşmasına ve yön bulmasına katkı sağlamış olursunuz.
         Görme güçlüğü olan çocuklar ani bir ses duyduklarında irkilirler, korkarlar. Görenler ses kaynaklarını görmeleri nedeniyle, her ses kendileri için ani ses özelliğinde olmadığı için daha az irkiliyor ve korkuyordur. Bu nedenle, ses çıkaran aletleri çalıştırmadan önce çocuğu haberdar ediniz.
         Çocuk zamanla nesnelere çarpmaktan korktuğu için gezinmekten yada hareket etmekten kaçınabilir. Çocuğa kollarından birini yüzünün önünde, diğerini  karın civarında tutmasını söyleyiniz. Böylece yürürken kollarının kendisini koruyacağını gösteriniz. Zamanla   kendi başına hareket etmekten  daha az korkacaktır. Çocuk eğilip doğrulurken  kafasını sandalye ve masa gibi eşyalara çarpmaması için  bir elini yüzünün  önünde hafifçe eğik bir şekilde tutmasını gösterilerek başını eğik bir şekilde tutması öğretilebilir.
 
Dilsel İfadenin Gelişimi
 
         Sınıfta hangi sesin kime ait olduğunu kazandırmak için  konuşanın kim olduğunu söylememiz yeterli olacaktır.
         Trafiğin, rüzgarın, ateşin yanması ve suyun akması  gibi diğer sesleri dinlemesine dikkatini çekiniz ve bu sesleri  ve özeliklerini açıklayınız .Böylece çocuğun çevresini tanımasına yardım etmiş olursunuz.
         Çocuk nesneleri göremediğinden, onların adlarını kolayca öğrenemez. Bu nedenle bazı sözcükleri bilse bile, anlamlarını bilemeye bilir. Nesnelere eleriyle dokunarak, yoklayarak, koklayarak, ya da  seslerini işiterek  tanıtıldığında, kelimelerin anlam kazanmasına  yardımcı olunabilir.
         Sınıfta görme güçlüğü olan çocukla konuşurken, adını  söylerseniz, kendisiyle konuşulduğunu anlayabilir.
         Sınıfta  görme güçlüğü olan  çocuktan dileklerinizi  ‘şunu  bana ver’, ‘işte orada’ gibi  görmeye dayalı  cümlelerle ifade etmek yerine, ‘ sağ ayağımın yanında duran  küpü bul’  ve ‘masanın  sağ üst köşesinde duruyor’ gibi  cümlelerle ifade edersiniz, çocuğun dilinin gelişmesine ve bağımsız bir şekilde nesneleri bulmasına  yardım etmiş olursunuz.
         Çocuğun dikkatli olması  gerektiğinde, tehlike durumunda ve mutlu olduğunuzda, sesinizi farklı  biçimlerde kullanın. Daha sonra ise çocuk ses tonlarına dikkat ederek bu ortamları ayırabilecektir.
         Tamamen görmeyen çocuğun konuşması, görsel yaşantıların  olmaması  nedeniyle uyarılmıyor olabilir. Eğer nesne görülmeyecek olursa, onu arzulamaya, isimlendirmeye  ve  istemeye gerek kalmaz.
         Her kelimeyi  canlandırmak olası olmayabilir. Bu durumlarda özel açıklamalar yeterli olmayabilir. El sallama ve onaylama  gibi durumların açıklanması sırasında, elle kafayla yapılan harekete ek olarak vücudun pozisyonuyla  uyum olmasına da dikkat  edilmelidir.
         Görme güçlüğü olan çocuklarla görenler arasında  yaşamlarını bir arada sürdürmeleri  nedeniyle dokunurken, ‘görebiliyorum’ ve ‘görme’, ‘görünüm’ gibi kelimeleri kullanmaları  engellenmemelidir. Göremiyor bile olsa renklerin adlarını ve çimenin yeşil, gökyüzünün mavi olduğunu öğrenmesinin bir sakıncası yoktur.
         Tüm çocuklar öykü okunmasını ve anlatılmasını severler. Öykü gurubunda  olduğu zamanlar, görme engelli  çocuğun çok hoşuna gideceği gibi, dilinin gelişmesine katkısı olur. Eğer  çocuk anlatılanı anlamaz ve size sorular sorar ise  hiç kızmadan sabırlı bir şekilde  açıklayınız ve sorularını cevaplayınız. Resim ve şekilleri  parmaklarıyla dokunarak  tanımalarını  sağlayınız.
         Ayrıca çıkan seslerin nerelerden kaynaklandığını dokunmasına ya da görmesine imkan vererek gösteriniz.
     
Görme Güçlüğü Olan Çocuğa Beceriler Nasıl Öğretilir?
 
         Çocuk hiç görmüyorsa, onunla birlikte yaparak ona becerileri kazandırınız.
         Çocuk çok az görüyorsa, görmesinden yararlanarak becerilerini kazandırınız.
 
 Görme Güçlüğü Olan Çocuğu Beceriler Öğretilirken Nelere Dikkat Etmeliyiz?
 
         Çocuğun neyi ne kadar yapabildiğine mutlaka bakınız, gözleyiniz.
         Bağımsız olarak yapabildiği beceriler varsa, nasıl yapabildiğine bakınız. Bundan sonra yapacağı becerileri öğretirken bunlardan yararlanabilirsiniz. Bağımsız olarak becerileri yapmasını teşvik ediniz, zaman ve fırsat veriniz.
         Çocuğa değişik beceri ve işleri öğretirken mutlaka gözleyin. Beceri ya da işi ne kadar yapabildiğini belirleyerek, bağımsız olarak yapamadığı yerlerde sadece yardım edin.
         Çocuğa sadece her defasında bir beceriyi ya da bu becerinin sadece bir bölümünü öğretmeyi deneyin. Önceki beceri ya da becerinin kolay bölümü tamamen öğrenildiğinde, becerinin izleyen güç bölümünü öğretmeye geçiniz.
         Mutlaka çocuğa kolay geleceğini düşündüğünüz becerinin öğretiminden işe başlayınız.
 
Nasıl Öğretilir?
 
         Kazandırmak istediğiniz beceriyi çocuğun nasıl yapacağını ilk olarak düşününüz. Bu beceri ya da işi sonra nasıl yapabileceğini sözel olarak açıklayınız.
         Sonra beceri ya da işi ona anlatırken, beceriyi birlikte yaparak nasıl yapılacağını gösteriniz. Çocuk sizi dinlerken yapmış olduğu beceriyi de parmaklarıyla yoklamasına her defasında izin ve fırsat veriniz.
         Daha sonra çocuktan bu beceriyi kendi başına yapmasını isteyiniz. Yardım etmeden yapabildiği kadar yapmasına izin veriniz. Yapamadığı bölümleri birlikte yaparken, çocuğun eli elinizin üstünde olsun ve yaptıklarınızı açıklayın.
         Çocuk beceriyi tamamlayabildiğinde, mutlu olduğunuzu hissettirin. Daha önce yapamadığı bir becerinin bir bölümünü yapabildiğinde yine hoşnut olduğunuzu belirtiniz.
         Beceri ya da işi her defasında, her zaman yaptığınız şekilde yapınız.
         Becerileri kendi başına yapabilmesi, sizin gittikçe daha az yardım etmenize bağlıdır. Ancak çok fazla yardıma ihtiyacı olduğunda ellerinizin üstüne koyduktan sonra beceriyi tamamlayınız.
         Becerilerin öğretimi beceriyi tamamen kendi başına yapabildiğinde tamamlanmış olur.
 
Görme Güçlüğü Olan Öğrenciler Derslerde Kullanılan Araç-Gereçlerden Nasıl Yararlanır?
 
         Öncelikle sınıf panosuna asacağınız yazılı materyallerin (mevsim şeridi, tarih şeridi vb.) büyük puntolu yazılarla ve kolayca fark edilebilecek renklerle hazırlanması yararlıdır. Şayet engelli çocuk normal yazıyı göremiyorsa o takdirde sınıf panosuna braille yazı ile hazırlanmış materyallerin hazırlanması yerinde olacaktır. Bu arada sınıfınızda kurulacak doğa köşesi gibi bölümlerde resimlerin yanı sıra nesnelerin asıllarının modellerinin sergilenmesi iyi olur.
         Dokunma yoluyla yararlanılamayacak araç-gerecin sesiyle, kokusuyla, ağırlığıyla görme engelli çocuğa tanıtılması gerekir. Çocuklar ders araçlarıyla çalışırken onlara diğerlerinden biraz daha fazla zaman vermelisiniz. Bu araçlardan tehlikeli olanlar varsa, onlar hakkında gerekli uyarılarda bulunmalısınız. Kullandığınız araç ne olursa olsun, görme engelli çocuğun bu araçların sağladığı yararları anlayıp anlamadıklarını kontrol etmelisiniz.
         Hayat bilgisi, fen bilgisi ve sosyal bilgiler gibi derslerde konularla ilgili olarak düzenlenecek gezilerde özellikle müzelerden görme engellilerin bazı eserlere katılmaları mümkün olmayabilir. Bu durumda konu ile ilgili bilgiler sözlü olarak verilmeli şayet varsa sergilenen eserlerin modellerinden yararlanmaları sağlanmalıdır.
         Güneş sistemini tanırken bir kağıdın ortasına yapıştıracağınız küçük bir boncuğu güneş kabul ederek yörüngeleri belirlemek için ip halkalar kullanabilirsiniz. Bu halkaların üzerine de daha küçük boncuklar yapıştırarak diğer gezegenleri tanıtabilirsiniz.
         Sınıfta bazı deneyler yapılırken şayet deney sürecini elle izlemek mümkün olamıyorsa bu gibi deneyler görme engellilere ses, koku veya ısı gibi ip uçlarından yararlanılarak sezdirilebilir. Örneğin, suyun nasıl donduğunu gözlemek üzere engelli çocuğa kışın uygun bir gününde görev veriniz. Suyun donmasının geceleyin daha kolay olacağını, zira geceleri ısının daha düşük olacağını anlatınız. Çocuğun uygun bir kapla dışarıya bıraktığı suyun nasıl donduğunu sınıfta anlatmasını isteyiniz.
 
Görme Güçlüğü Olan Çocuklara Türkçe Derslerinde Neler Yapabiliriz?
 
Hangi düzeyde olursa olsun görme engelli çocukların Türkçe dersi etkinliklerini gören çocuklardan çok büyük farklılıklar göstermediğini unutmayınız. Türkçe dersi öğretimi içerisinde yer vereceğiniz dinleme, anlama, okuma, yazma, sesli ve sessiz okuma ana dilini etkili şekilde öğrenme ve konuşma, yazılı ve sözlü ifade ile dil bilgisi konularında görme engelli çocuklarla diğer çocukların öğrendikleri şeyleri öğrenmek durumundadır.
Okuma yazma etkinlikleri için görme engelliler özel araç-gereçler ve öğrenim teknikleri kullanılır. Bu kitaplar özel braille alfabesi  ile yazılarak hazırlanmıştır. Görme engelliler öğrendiklerinin önemli bir bölümünü dinleme yoluyla kazanırlar. Bu bakımdan Türkçe derslerinde görme engellilere öncelikle uygun dinleme teknikleri kazandırmalısınız. Yaşlarının elverdiği ölçüde dikkatlerini belli bir alanda tutmalarına yardımcı olmalısınız. Bu öğrencileri en ön sıraya oturtmalı, böylelikle öğretmeni ve tahtaya kalkan öğrencilerin söyledikler her şeyi duymalarına ve anlamalarına yardımcı olursunuz. Ön sırada oturan görme engelli çocuk duyduğu seslerden sizin tahtaya bir şey yazdığınızı sezer ve bir şey sorabilir. Görme engelli çocuklara uygun dinleme alışkanlığı kazandırılmasında ve dikkat sürelerinin arttırılmasında kendilerine işlenmekte olan konularla ilgili sık sık sorular sormanız ve ayrıca bazı kısa tekrarlar yaptırmanız onları daima uyanık tutacaktır. Sınıfta görme engelli öğrenciye bir konu anlattırırken onu mutlaka tahtaya kaldırmaya özen gösteriniz. Çünkü tahtaya kalkmak çocuğa ayrı bir güven duygusu verecektir.
 
Görme  Güçlüğü  Olan  Öğrencilere  Matematik  Dersini  Nasıl Öğretebiliriz:
 
Sınıfınızda  bulunan gören çocukların çoğu okula başladıklarında sayısal bakımdan bazı kavramları biliyor olabilirler. Görme engelli öğrencinizde  de bu kavramlar  bir dereceye kadar  mevcut olabilir. Ancak en iyisi yine de tüm çocukların  temel sayısal bilgilerini  kontrol ederken  görme engelli  öğrencinizin de  okula gelmeden önce edinmiş olabileceği  sayılarla ilgili temel becerilerini  kontrol ediniz. Zira görme engelli, diğer birçok alanda  olduğu gibi  bu alanda da ihmal edilmiş  olabilir. Öğreteceğiniz matematik bilgilerini görme engelli  çocuğun önceki  bilgilerin üzerine  bina edileceği  açıktır. Öncelikle sayıların  (1, 2, 3, 4,v.b.)  sözcük anlamlarının eşyalar üzerinde  ne anlam ifade ettiğini kavratmalısınız. Sayı sayma çalışmalarını  boncuk, nohut, fasulye gibi yaptırma suretiyle  çocuğun sayılar hakkında gerçek kavramlar edinmesini  sağlayınız ve bu saymaları yaparken çocuğun akıl yürütme  surecini dikkatle  izleyiniz. Sözgelimi, çocuk neden 3 sayısından sonra  4 sayısının geldiğini, neden 3 sayısından sonra 1 sayısının gelmediğini kavrata bilmekte midir? Yalnızca ezbere dayalı olarak yapılan saymalar, ileride problem çözme aşamasında güçlükler yarata bilir. Ayrıca saymalar yapılırken, sınıf içinde büyük boncuklu yüzlük abaküs bulunuyorsa, engelli çocuk için kullanılması yararlı olur. Çünkü bu abaküs üzerindeki boncukların düşüp kaybolması söz konusu değildir. Sayı saymada kullanılan diğer küçük boncukların veya değişik nesnelerin kolayca dökülüp kaybolmasını önlemek için bunları kutular veya çanaklar içinde öğrenciye vermelisiniz.
 
KAYNAKÇA:
1.   1.             Karatepe, H. Özel Eğitime Giriş. ANKARA: Karatepe Yayınları,1989
2.   2.             Özyürek, M. Koçak A. Görme Güçlüğünden Etkilenmiş Çocukların İlkokulda Eğimi İçin Öğretmen Rehberi. ANKARA,1996