Gönderen Konu: Sanat Eğitimi ve Şiddetin Yönü-Mahmut ÖZTÜRK  (Okunma sayısı 10499 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı lüƃǝşʎɐ

  • Ayşe+:)
  • Yönetim K.Ü
  • Uzman
  • *
  • İleti: 3.575
  • Karizma Puanı: 1290
Sanat Eğitimi ve Şiddetin Yönü-Mahmut ÖZTÜRK
« : 29 Eylül 2008, 00:30:27 »



Doç. Dr. Mahmut ÖZTÜRK

--------------------------------------------------------------------------------

A.İ:B.Ü Eğitim Fakültesi Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü

Resim-İş Eğitimi Anabilim Dalı

 

ÖZEL YETENEK ÖĞRENCİ SEÇME SINAVLARI DESENLERİNDE HAZIRLIK KURSLARININ OLUMSUZ ETKİLERİ SORUNU
Giriş

          AİBÜ Eğitim Fakültesi Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü  Resim-İş Eğitimi Anabilim Dalı 2007-2008 Eğitim-Öğretim yılı Özel yetenek Öğrenci seçme Sınavları desenlerinde birbirine benzer figürlere,  mekânlara ve motiflere rastlanmıştır. Özel yetenek öğrenci seçme sınavlarına hazırlık kurslarında birbirine benzeyen figürlerin, mekânların ve motiflerin tekrar tekrar yaptırılarak aday öğrencilere ezberletildikleri ve şablon kompozisyon üretilmesi konusunda baskı uygulandığı ortaya çıkmıştır.

Sanat Eğitimi ve Şiddetin Yönü

Hazırlık kurslarında, şablon-klişe denebilecek aynı şeylerin tekrar tekrar yapıldığı ve ezberletildiği gözlenmiştir. Kursların aday öğrenciler üzerinde böylesi baskı uygulamaları, sınav kazanmaya yönelik şartlandırmaları, öğrenciye ait özgün anlatım dilinin yok sayılması…gibi etkenlerde şiddetin farklı bir boyutunun sergilendiğini göstermektedir..

Kurs sektörünün para kazanma hırsı, kişinin özgün sanatsal değerlerini yok etmekte ve üniversitenin yetiştirdiği öğrenciyi; üniversiteye yönelmiş silaha dönüştürmekte ve üniversitede sanat eğitimi süreçlerinde “kişilik eğitimi verme” prensibi para kazanma hırsına yenik düşmektedir.

Para kazanma hırsının kurslarda uyguladığı baskı ve şiddeti, hayatın her alanında, hatta ulusal ve uluslararası şiddetten bağımsız düşünmek olanaklı değildir. Çünkü, kurs ortamlarındaki para kazanma hırsının yarattığı şiddet bir anda ortaya çıkan tesadüfi bir şiddet değildir. Yukarıdan-aşağıya, güçlüden-güçsüze yönelik uygulanmakta olan şiddetin küçük bir yansımasıdır.

Her şeyin bir tarihi-geçmişi olduğu gibi, kurs ortamlarında oluşan baskı ve şiddetin de kendine özgü bir geçmişi olması doğaldır. Bu süreci üç başlık altında irdelemek olanaklıdır:

1-       Türk Sanat Eğitimine Uygulanan Uluslararası Şiddet

2-       Üniversitelerde Sanat Eğitimi Ortamlarının ve Atölye Hocalarının Öğrencilere Uyguladığı Şiddet

3-       Özel Yetenek Öğrenci Seçme Sınavlarına Hazırlanan Öğrencilere Kurs Hocalarının Uyguladığı Şiddet

1- Türk Sanat Eğitimine Uygulanan Uluslararası Şiddet

YÖK-Dünya Bankası kavramlarının yanında “yeniden yapılandırma”, “Amerika’dan satın alınarak uygulamaya konulan proje”… gibi kavramların yan yana düzenlenmesi, uluslararası küreselleştirme baskısının ulusal  ve üniversiter sanat eğitimine, yukarıdan-aşağıya, güçlüden-güçsüze, tavandan-tabana uygulanan baskı ve şiddetin yönünü göstermektedir.

Türk Sanat Eğitimi’ne uygulanan uluslararası şiddet dediğimizde elbette küreselleştirmeci-neoliberal ekonomi politikalarının ideolojisi postmodernite ve onun eğitim politikalarının uygulama ayağı “yeniden yapılandırma” düşünülmektedir. Çünkü, Aydın’a (2006 : 19) göre “Yapılandırmacılığın birey merkezli anlayışı, liberal ekonomik modelin, yerellik ve çoğulculuk vurgusu ise küreselleşen çok uluslu sermayenin üst yapısını imleyen postmodernizmin bir ürünüdür. Bu haliyle yapılandırmacılık, bireye ve yerelliğe vurgusuyla, ulusal ve hatta evrensel eğitim programları oluşturulmasına engel olmak, kimi ülkelerde gözlediğimiz gibi eyaletlerin, alt kültürlerin, hatta bireylerin ilgileri doğrultusunda çoğulcu ve çokkültürcü bir eğitim programı oluşturulmasına olanak sağlamak gibi işlevler yüklenmiş gözükmektedir.”

Her alanda olduğu gibi ve eğitimde küreselleştirmeci mantığa sahip olan Amerika’dan proje satın alınmış ve Türkiye üniversitelerinden seçilen öğretim elemanlarına panelist ünvanı verilerek içeriği doldurtulmaya çalışılmıştır. “Milli Eğitimi Geliştirme” sözcüklerinin yer aldığı bu proje kapsamındaki Resim-İş Öğretmenliği programın hazırlanmasında Türk Sanat Eğitimi Tarihi yok sayılmıştır. Son olarak, 2007 Haziran’ında bölümlere gönderilen programda ise Çağdaş Türk Sanatı Tarihi dersine yer verilmeyişi, uluslararası bu projenin Türk Ulusu’na ve Türk Sanat Eğitimi’ne uygulanan şiddetin yukarıdan-aşağıya doğru olan yönünü ortaya koymaktadır.

Türk Sanat Eğitimi Tarihi ve Çağdaş Türk Sanatı Tarihi’ne yeni programda yer verilmemiş olması uluslararası küreselleştirme politikalarının Türk Milli Eğitimi’ne ve üniversitelerine uyguladığı şiddetin gerçek yüzünü ve yönünü gösterdiği söylenebilir.

2- Üniversitelerde Sanat Eğitimi Ortamlarının ve Atölye Hocalarının Öğrencilere Uyguladığı Şiddet

Üniversitelerde Sanat Eğitimi ortamlarından söz edildiğinde, atölye uygulama ve kuramsal ders ortamlarının yanı sıra, sergi, konferans, panel, seminer…gibi okul içi ve dışı etkinlik ortamları sanat galerileri ve fuarları, sanat dergileri, yarışmalar, sergiler…bir bütün olarak değerlendirilebilinir. Bunlardan her bir öğenin baskı içeriği taşıması, öğrencinin ileride yapacağı öğretmenlik ya da kurs hocalığı etkinliklerine olumsuz bir biçimde yansımaktadır. Olumsuz etmenler şöyle sıralanabilir:

- Üniversitede atölye hocasının öğrenciye uyguladığı baskı, öğrenci kurs hocası olduğu zaman onun da öğrencisine uyguladığı baskıya dönüşmektedir. Yukarıdan-aşağıya zincirleme bir şiddet izlenmektedir.

- Kurs sektöründe, sanat eğitiminin gereği davranmayan  şabloncu hocaların ortaya çıkması ve atölye kurması tesadüf değildir. Üniversite atölyelerinde usta-çırak eğitiminin olumsuz koşullarıyla karşılaşan ve ustası gibi üretim yapmayı doğru bir şeymiş gibi algılayan öğrenci, kendisi kurs hocası olduğunda kendisi gibi yapan öğrenci yetiştirmeye çalışmaktadır. 

- Üniversite atölyelerinde ilk kez yağlı boya ile karşılaşan öğrenciye 120X150 cm boyutlarında büyük tuvaller yaptırmak,

- “Akademik boyutta resim yaptırıyorum” demagojisine sığınarak bir iki küçük boyutlu resimden hemen sonra 200 cm boyutunda tuval boyatmak,

- Başka malzeme ve teknikler yokmuş gibi bir yıl boyunca lavi yaptırmak,

- Başka perspektif sorunu yokmuş gibi dönem boyu optik algıya dayalı kaçış noktasını temel alan teknik perspektif uygulamaları yaptırmak,

- Diğer malzeme ve tekniklerini küçümsemek, öğrenciye çeşitlilik ve cesaret sunmamak,

- Başka disiplinleri aşağılamak, kuramsal dersleri ve entelektüel gelişimi küçümsemek,

 - Uygulamayı aşağılayan postmodernist söylemleri baskı unsuru olarak kullanmak (figüratif resim kitsch’tir, sanat tarihini tahrip etmek gerekir…),

- Postmodernist kavramsalcı söylemleri aşağılamak ve tartışmamak, kavramsalcı iş yapan öğrenciyi aşağılamak,

Kaynak araç, gereç, malzeme, yöntem ve tekniklerinin öğrenciye uyguladığı baskı ve şiddetin etkileri de azımsanamaz görünmektedir.

-  Boş ve büyük yüzeyi dolduramama baskısı öğrenciyi korkutması önemli bir şiddet sorunudur.

-  Palete boya sıkma ve paleti hazırlama tedirginliği, boyanın ve malzemelerin pahalı olması, yüzeye boyanın sürülmesindeki ekonomik kullanım, boyanın biteceği korkusu…

-  Boyanın ton, valör, armoni ve karışımdan oluşan kullanım olanaklarını güçlük ve zorluklara dönüşmesi, öğrencinin boyanın olanaklarını kullanamaması ve yönlendirememesi, boyanın öğrenciye uyguladığı baskı ve şiddete dönüşmesi,

- Kompozisyon kurgulamanın ve motifler arasındaki ilişkilerin kurulamamasının yarattığı tedirginliğin baskısı,

- Malzemenin özellik ve olanaklarını keşfedemeyen ve yönlendiremeyen öğrencilerin atölyeye gelmekte isteksiz görünmeleri,

-  Kendi portresini yapmak için mücadele eden öğrencinin başarısızlık yaşayınca atölyeye gelmek istememesi,

- Resim yapamamanın verdiği mutsuzluk, resim yapma isteksizliği, güvensizliği diğer derslere karşı ilgisizliğe, hatta Sanat Tarihi’ne karşı nefrete dönüştüğü,

- Resmini yaptığı şeyin benzerini yapamamanın verdiği güvensizlik, patlıcanı armuda benzeten öğrencinin yaşadığı benzetememe sorununun yarattığı mutsuzluğun etkisi,

- Ders ortamlarında sürekli reprodüksiyon bombardımanına tutulan, dergilerden resimlerin sürekli örnek olarak sunulması, öğrencinin kendisini kendisine tanıtmak göstermek yerine başkalarının iyi örnekmiş gibi sunulmasının verdiği baskının kişiliğine saldırıya dönüşmesi,

- Reprodüksiyon bombardımanı yüzünden neyi nasıl yapacağının, kim gibi yapacağının paniğini yaşaması,

-  Resim yarışmalarında soyut ve soyutlama türünde, bir çırpıda yapılıvermiş gibi resimlerin ödül aldığını kataloglarda gören öğrenci kolayca sonuca ulaşma, kaçak ve göz boyama yollarına sapma, kurulu düzene ayak uydurma, başarısızlığına kılıf uydurmaya…yönelik ne yaparsam mübahtır, ne yaparsan olur mantığına sürüklenen davranışların gözlenmesi,

- Reprodüksiyon ve slaytlarda, gösterilen örneklerde şiddet, kendine işkence gibi konuların ele alınması,

- Değersiz olanın değerli görünmesi, yarışmalarda ödül ve sergileme kazanması, kafa-kol ilişkilerinin öğrencilerin göreceği ve duyacağı ortamlara taşınması,

Üniversitede yetiştirildiği olumsuz ortamlardan etkilenen kurs hocalarının, kurs ortamlarında öğrencilerine baskı uygulaması doğal bir sonuç gibi görünmektedir.

3- Özel Yetenek Öğrenci Seçme Sınavlarına Hazırlanan Öğrencilere Kurs Hocalarının Uyguladığı Şiddet

          Uluslar arası gücün ulusa ve üniversitelere, üniversitelerde programların ve hocaların öğrencilere, öğrenciler öğretmen ya da kurs hocası olduklarında kurs öğrencilerine uyguladıkları yukarıdan-aşağıya yaşanan baskının alttakine yani öğrenci olana yönelik şiddete dönüşmesinin son halkasını hazırlık kurs hocalarının öğrencilerine uyguladığı şiddet oluşturmaktadır.

AİBÜ Eğitim Fakültesi Güzel Sanatlar Eğitimi Resim-İş Eğitimi Anabilim Dalı 2007-2008 Özel Yetenek Öğrenci Seçme Sınavlarına katılan öğrencilerin desenleri incelenmiş, kurslarda yaşadıkları baskı ve şiddetin sınav desenlerine yansıdığı gözlenmiş ve kısa eleştirel değerlendirmeler yapılmıştır.


1., 2. ve 3. desenlerin aynı kurslardan gelen öğrencilere ait olduğuna ilişkin motifler ve motiflerin mekân ilişkileri açıkça görülmektedir. Öndeki figürlerin baş motifleri kompozisyonu doldurmak için büyük yapılmıştır. Özellikle 2. ve 3. desende anne ve bebek ilişkisi aynen kursta görüldüğü biçimiyle sınav kompozisyonuna aktarılmıştır. Kompozisyon öndeki figürlerle şablon anlamında doldurulmuştur. 1. desende hamal figürü dışındaki figürler öğrencinin özgün arayışlarını yeterince aktarmaktadır. Figürlerde tip yaratma mücadelesi görülmektedir. Önde, omzunda halı taşıyan figür ve arka plandaki anne ve çocukların üçlü kompozisyonu karşılıklı gidiş-geliş ilişkisini anlatabilmektedir. Hamalın başını kapattığımız zaman içtenlikli kurs baskısından uzak naif içtenlikli bir kompozisyon bulmak mümkün görülmektedir. Bu kursa giden öğrencilerin çoğunun mutlaka çamaşır makinesi yaptıkları gözlenmiştir. Anne ve çocukları grubu bir bütün halinde çalışılmış olmasına karşın, ön planda hamal figürü kurs hocasının baskı ve zorlamasıyla yapılan bir figür olarak öne çıkmakta, kompozisyonu zayıflatmakla kalmayıp kurs hocasından kaynaklanan yaşadığı şiddeti yansıtmaktadır. Ön plana büyük figür yapma kaygısını duymamış olsaydı, bu öğrenci daha yüksek puan alıp bölümü kazanabilirdi. 2. ve 3. desende ön panda ezberlenmiş tekrar tekrar yapılmış anne ve çocuk figürleri çok ironik durmaktadır. Özellikle 3. desenin arka planında mekân ilişkisi bu öğrenciye bir şeyler öğretildiği zaman öğrenebilir ve yansıtabilir kapasitede olduğunu göstermektedir. Ne yazık ki, koca kafalar kursunun uyguladığı şiddete maruz kalmış ve sınavı kaybetmiştir.


4. ve 5. desenlerde arka plandaki merdivenden de anlaşılacağı üzere bu öğrenciler de aynı kurstan gelmiştir. Aynı merdiven arka planda tekrarlanırken, yine aynı kurstan geldiğini ele veren 6. desende de merdiven kompozisyona egemen bir motif olarak görülmektedir. 6. desende olduğu gibi merdivenlerin değişik varyasyonları defalarca çalışılmış olduğu izlenimini vermektedir. Oysa figür ilişkileri daha rahat kompoze edilebilecekken mekân ve perspektif sorunlarıyla öğrencilerin kurs ortamında sınırlandırıldıkları gözlenmektedir.


7. ve 8.  desenlerde figürlerin konstruktif kuruluşunun ezberletilmiş olduğu hemen gözlenmektedir. Aynı tipte vücut yapıları ve aynı tipte kıyafet giymiş olmaları figürlerin sürekli ezberletildiğine ilişkin açık referanslar sunmaktadır. Kıyafet kıvrımları yoktur. Vücut ve parçaları balon gibi şişirilmiş etkidedir. Mekân  defalarca çizdirilmiş ve ezberletilmiştir. Abartılı perspektif anlatımıyla göz boyanmak istenmiştir. Fakat kurs ortamlarında kendine öğretileni sınavı kazanmak için mutlaka öğrenmek zorunda kalan öğrencinin öğrendiğini aktarma mücadelesi hissedilmektedir. Konstruktif figür yapmak için ezberci bir bakışla çizim yapan bu öğrencilere kurs hocaların uyguladıkları şiddeti gidermek ve ilerleyen süreçlerde sağıltmak oldukça çok zaman almaktadır. Bu da göstermektedir ki, şiddet sanat eğitimi başlangıcında derinden ve temelden büyük tahribatlar yapmaktadır.


Sonuç

          Bildiri kapsamında ele alınan çalışmaların sınırlılığına rağmen, kurs hocalarının öğrencilerine uyguladıkları sürekli tekrarlarla çizim yaptırma tekniğinin kişiliğin gelişimini engellediği ve baskıya dönüştüğü gözlenmiştir.

Üniversiteyi kazanmak ve kazandırmak için yaşanan hınca hınç bir mücadele ortamında hoca ve öğrenci her türlü yolu mübah görmektedir. Biri uygulatırken diğeri seçeneksizliğin ve umudunu yitirmemenin arzusuyla şiddete boyun eğmekte ve şiddet normal sıradan bir olgu haline gelmektedir.

Pek çok hazırlık kursunun üniversiteye iyi öğrenciler yetiştirdiği göz ardı hazırlayarak öğrenci gönderdikleri bu çalışmanın bulguları arasında yer almıştır.edilemez. Hatta bazı kursların üniversiteye desen altyapısı yukarıdan aşağı sistematik bir biçimde uygulanan şiddet ortadan kaldırıldığında, kişiler kendilerini ifade edebilecekleri alanları bulabileceklerdir.

Kaynakça

Aydın, H. (2006). Postmodernizmin Eğitimdeki İzdüşümü: Yapılandırmacılık.

Eğitim Bilim Toplum Dergisi, Cilt: 4, Sayı: 16, (4-21).

Not:(*) Bu Yazı 3.Ulusal Sanat Eğitim '' Sanat ve Şiddet Sempozyumunda Bildiri Olarak Sunulmuştur.

ALINTI ADRESİ : BURDAN









« Son Düzenleme: 29 Eylül 2008, 00:31:31 Gönderen: kybele »

Çevrimdışı **aslı**

  • KENDİSİ
  • Yönetim K.Ü
  • Uzman
  • *
  • İleti: 4.336
  • Karizma Puanı: 1342
  • ...SENLE BEN, BATI-DOĞU; AMA DÜNYA YUVARLAK...
Ynt: Sanat Eğitimi ve Şiddetin Yönü-Mahmut ÖZTÜRK
« Yanıtla #1 : 29 Eylül 2008, 00:38:46 »
başından sonuna kadar çok doğru tespitler gerçekten...aynı sıkıntıları hepimiz az çok yaşayıp,aynı ortamlarda bulunduk...
teşekkürler canım paylaşım için...

Çevrimdışı ilker

  • İlker ÖZTÜRK
  • Administrator
  • Sanat Kurdu
  • *
  • İleti: 5.749
  • Karizma Puanı: 1394
    • gorselsanatlar
    • GorselSanatlar.NET
Ynt: Sanat Eğitimi ve Şiddetin Yönü-Mahmut ÖZTÜRK
« Yanıtla #2 : 25 Ekim 2008, 21:24:33 »
Teşekkürler.Mahmut ÖZTÜRK desen hocamızdı.
Abant İzzet Baysal Üniversitesi  2004
Düzce Yunus Emre Ortaokulu

Çevrimdışı lüƃǝşʎɐ

  • Ayşe+:)
  • Yönetim K.Ü
  • Uzman
  • *
  • İleti: 3.575
  • Karizma Puanı: 1290
Ynt: Sanat Eğitimi ve Şiddetin Yönü-Mahmut ÖZTÜRK
« Yanıtla #3 : 25 Ekim 2008, 22:04:51 »
aslıcım ve ilker öğretmenim ben teşekkür ederim.  360a

Çevrimdışı ibrahim98

  • Tecrübeli
  • ***
  • İleti: 351
  • Karizma Puanı: 186
Ynt: Sanat Eğitimi ve Şiddetin Yönü-Mahmut ÖZTÜRK
« Yanıtla #4 : 25 Kasım 2008, 22:20:28 »
Çok Teşekkürler.Mahmut ÖZTÜRK bizim de desen hocamızdı. Çok Değerli bir insandır kendileri.
                 
                 Çok Doğru tespitler.....                 560a         560a             560a
« Son Düzenleme: 25 Kasım 2008, 22:21:39 Gönderen: ibrahim98 »
Güzellik Kurtaracak Dünyayı,
       İnsanı Sevmekle Başlayacak Herşey.....
http://img117.imageshack.us/img117/4250/adsz3a.jpg[/URL]

Çevrimdışı ressame

  • Üye
  • *
  • İleti: 41
  • Karizma Puanı: 5
Ynt: Sanat Eğitimi ve Şiddetin Yönü-Mahmut ÖZTÜRK
« Yanıtla #5 : 27 Eylül 2009, 10:50:01 »
slm mahmut hocam afyon dinar dan selamlar