Gönderen Konu: mimesis ( yansıtmacı sanat kuramı)  (Okunma sayısı 7947 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı yoldaş

  • Yönetim K.Ü
  • Üstad
  • *
  • İleti: 14.441
  • Karizma Puanı: 4089
  • görsel tasarım uzmanı
mimesis ( yansıtmacı sanat kuramı)
« : 22 Aralık 2012, 18:50:38 »

MİMESİS (yansıtmacı sanat kuramı)

Görünen  şeylerin taklidi anlamına gelen bir terim olan Mimesis Türkçede  yansıtma ya da öykünme terimleriyle ifade edilmektedir.
Hareket  noktasına ve adına Eflatun (Platon)'un “Cumhuriyet” adındaki eserinin  onuncu kitabında ele aldığı, Aristo’nun da “Poetika” ve “Retorika”da  tekrarladığı, yüzyıllardan günümüze kadar gelen felsefi yaklaşımdır. Tüm  sanatların birer taklit sonucu oluştuğunu savunur. Yansıtmacı kurama göre sanatçı, gerçekliği taklit eden kimsedir. Bu  taklit ne kadar başarılıysa, sanat eseri de o kadar değerli olacaktır.  Yansıtmacı kuram doğalcı
bir sanat anlayışına dayanmaktadır. İçinde  bulunduğumuz dünyayı olduğu gibi yansıtmaya çalışır. Sanatçılar, özü  veya ideali değil, görünüşler ya da duygular dünyasını yansıtmaya  çalışır. Sanat eserlerinin her biri hayatı taklit eder, hayatın yansıması hatta ta kendisidir.
 
 Tiyatroyu ele alalım en "canlı" örnek olarak. Tiyatro, oyuncuların sahne üzerinde sergiledikleri hayattan bir alıntıdır. Bu alıntı aslında hiç olmayan bir hayat kesiti olduğu için, “-mış” gibi yaptığı için hayatın taklididir. Oyunu oynayanlar gerçek, ama oynanan "oyun" kurgusaldır. Benzer şekilde sinemada da durum böyledir. Genellikle olası kurgularla hayattan kesitler taklit edilir. Yazınsal bir sanat olan edebiyatı ele aldığımızda da durumun farklı  olmadığını görebiliriz. Edebi eserler biraz yazarın, biraz da hayatın  kendisidir. Ama onlar da kurgusaldır. "Gerçeği anlatıyoruz" deseler bile  gerçeğin taklidinden öteye geçemezler. Okur da bilir bunu, ama kanmak  için yine de okur!
 
 Resim ise, hayata ya da hayatın zihinde kalmış kırıntılarına tutulan bir ayna gibidir. Çerçevenin içinde görülen "hayat gibi" olandır,. ama hayat değildir, sadece onun gibidir. Müzik de hiç şüphesiz hayatın ritmidir. Örneğin, Vivaldi'nin “Dört  Mevsim” konçertosu, her bölümünde bir mevsimi, bir hayatı anlatır bize;  mevsimler o kadar canlı aktarılır ki, mevsim yazsa bile kışın soğuğunu  hissedebilirsiniz.Tüm sanat eserlerinde esas amaç katharsistir. Yani,  izleyici/okur/dinleyici kendini hayatı kopyalayan eserlerden birinde var  eder. Bu varlık onda duygusal doyuma ulaşmayı ve duygusal boşalmayı  sağlar.
     




« Son Düzenleme: 22 Aralık 2012, 18:52:06 Gönderen: yoldaş »