Gönderen Konu: İSTANBUL RESİM VE HEYKEL MÜZESİ  (Okunma sayısı 9798 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı ...:::£sra:::...

  • Yönetim K.Ü
  • Sanat Kurdu
  • *
  • İleti: 7.699
  • Karizma Puanı: 2742
İSTANBUL RESİM VE HEYKEL MÜZESİ
« : 22 Ağustos 2008, 11:04:32 »

İSTANBUL RESİM VE HEYKEL MÜZESİ 
Hüseyin Avni Lifij-Kendi Portresi  / Feyhaman Duran-Ressamlar Grubu
--------------------------------------------------------------------------------
 
Ders : Müze Eğitimi Ve Uygulamaları

Yöneten Öğretim Üyesi :  Prof. Dr. Tayfun AKKAYA

Hazırlayan Öğrenci  : Tomris Demet Baloğlu - 20001605

İçindekiler : Müzenin bulunduğu yer * Ulaşım * Ziyaret Günleri * Tarihçe *   Koleksiyonların genel        tanımı * Seçme koleksiyon tanıtımı * Müzecilik izlenimleri * Uygulama * Sonuç *    Bibliyografya * Görsel malzeme listesi                         

Dönemi      :2002-2003 Güz Dönemi


--------------------------------------------------------------------------------

İSTANBUL RESİM VE HEYKEL MÜZESİ 

BULUNDUĞU YER:

Müzemiz, İstanbul ilinin sınırları içindedir ve Avrupa yakasındadır. Resim ve Heykel Müzesi, Beşiktaş semtinde, deniz  kenarında ve Dolmabahçe  Sarayı’nın bünyesindedir.

ULAŞIM:

Müzeye gitmek için, müzenin bulunduğu Beşiktaş semtine İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından tahsis edilen otobüsler bulunmaktadır. Müzeye İstanbul’un Anadolu yakasından gelinecekse, ulaşım için otobüs dahil olmak üzere Kadıköy İskelesi’nden kalkan yolcu vapurları bulunmaktadır.

 ZİYARET GÜNLERİ VE SAATLERİ:

Sadece Çarşamba, Perşembe ve Cuma günleri 10:00-16:00 arasında müze ziyarete açıktır.

TARİHÇE:

Dolmabahçe Sarayı’nın “Veliaht Dairesi”nde düzenlenmiş olan İstanbul Resim ve Heykel Müzesi, Atatürk’ün yakın ilgisinin bir sonucu olarak 20 Eylül 1937’de halka açılmıştır. İkinci Dünya Savaşı’nın etkisiyle bir süre kapatılan müze 30 Ağustos 1951’de yeniden açıldı.

KOLEKSİYONLARIN GENEL TANITIMI:

Bugün özel koleksiyonların sergilendiği Resim ve Heykel Müzesi; 1 heykel salonu, 6 resim salonu, ayrıca resim ve heykellerin birarada  bulunduğu büyük bir salondan oluşmaktadır. Tanıtılan koleksiyonlar, müzedekilerin 1/3’ü kadardır.

 

Merdivenlerin Sağındaki 2. Salon

Hasan Rıza “Kadın Portresi” : Tuval üzerine yağlıboya. 73 x 59.5cm




1858-1913 yılları arasında yaşamıştır. Sanatçı, İtalyan bir gazetecinin aracılığıyla İtalya’ya gider ve orada Rönesans Sanatı’nın inceliklerini öğrenir. Edirne’de sanat okulu müdürlüğü yapar. Asker kökenli olduğu için genelde resimlerinde konu tarihseldir, savaş kompozisyonları vardır.

Hamdi Kenan “Çamlıca’dan Manzara” : Tuval üzerine yağlıboya.130 x 90cm

 

Ahmet Ziya Akbulut “Sultanahmet Camii” : Tuval üzerine yağlıboya. 123 x 150.5 cm. Yapım yılı 1897-1898.



1869-1938 yılları arasında yaşamış bir sanatçımızdır. Genelde bütün resimlerinde tek bir ışık hakimdir. Perspektif kurallarını titizlikle uygulayan İstanbul görünümleri vardır.

 

Ahmet Münib “Manzara” : Tuval üzerine yağlıboya. 45 x 65 cm. Yapım yılı 1905.

1874-1908 yılları arasında yaşamış bir sanatçımızdır.

 

Şevket Dağ “Rüstem Paşa Camii Son Cemaat Yeri”: Tuval üzerine yağlıboya. 92 x 60cm. Yapım yılı 1916-1917.

1876-1944 yılları arasında yaşamış bir sanatçımızdır. Darüşşafaka’da yetişmiş ve orada resim öğretmenliği yapmıştır. Cami içi resimler yapmıştır. Cami içlerinde, renkli camlardan sızarak halılara, çinilere vuran, kandilleri pırıldatan ışınların sevdalısı olarak sanat yaşamı boyunca bu konuya bağlı kaldı.

Mehmet Ali Laga “Peyzaj” : Mukavva üzerine yağlıboya. 45 x 56cm.

1878-1947 yılları arasında yaşamış bir sanatçımızdır.

 

Sami Yetik “İstanbul’dan Kar Peyzajı” : Tuval üzerine yağlıboya. 72 x 97cm. Yapım yılı 1922.

1878-1945 yılları arasında yaşamış bir sanatçımızdır. Asker ressamlar kuşağındandır. Galatasaray sergilerinde her yıl teşhir ettiği büyük çaptaki düzenlemelerinde savaş, kahramanlık konularını seçiyor, geniş fırça vuruşları, çoğu zaman yetersiz bir desenle bunları canlandırıyordu. 1914’te başlayan Empresyonist estetiğin dışında kalmıştı.

         

Sami Yetik “ Ankara’da Saman Pazarı” : Mukavva üzerine yağlıboya. 70 x 101.5cm. Yapım yılı 1936.

 

Ömer Adil “ Kızlar Atölyesi” : Tuval üzerine yağlıboya. 81 x 118cm.

1868-1928 yılları arasında yaşamış bir sanatçımızdır.

 

Mehmet Ruhi Arel “ Askerler” : Tuval üzerine yağlıboya. 119.5 x 79.5cm.

1880-1931 yılları arasında yaşamış bir sanatçımızdır. 1914 Çallı Kuşağı sanatçılarındandır. Resmi, hocalarının etkisi altında kalmadan, daha özgür, çağa daha uygun bir görüş ve sanatsal tutumu benimsemiş. Türk’ün yaşayışı, eşyaları, kıyafetleri ona bir ilham kaynağı idi. İdealist bir milli ressamdı. Daha çok figür ressamıydı.

 

Ali Cemal “ Türk Süvarisi” : Tuval üzerine yağlıboya. 73.5 x 53.5cm. Yapım yılı 1917.

1881-1943 yılları arasında yaşamış bir sanatçımızdır.

 

Halife Abdülmecid “Sarayda Beethoven” : Tuval üzerine yağlıboya. 155.5 x 211cm.

1868-1944 yılları arasında yaşamış bir sanatçımızdır ve halifedir. Resimlerine baktığımız zaman batı ile ne kadar ilgili olduğu anlaşılır. 1908’lerde Osmanlı Ressamlar Derneği’nin fahri kuruculuğunu yapmış, maddi ve manevi olarak desteklemiştir.

 

Ziya “Orman” : Tuval üzerine yağlıboya. 118 x 143cm. Yapım yılı 1887-1888

 

Merdivenlerin Sağındaki 3. Salon

Hikmet Onat “Eyüp’ten” : Duralit üzerine yağlıboya. 42.5 x 64.5cm. Yapım yılı 1946.

1882-1977 yılları arasında yaşamış bir sanatçımızdır. Tipik bir empresyonisttir. 1914 Çallı Kuşağı sanatçılarındandır. Daha çok İstanbul görünümlerine eğilmiştir, yani bir İstanbul portrecisidir. O da etki altında kalmadan, daha özgür, çağa daha uygun bir görüş ve sanatsal tutumu benimsemişti. Onat, şövalesini diktiği görünüm karşısında, o görünümün tümü ve ayrıntılarını hemen kapan, tuvale geçiren bir objektif olarak nitelendirebileceğimiz bir teknikle çalışır. Açık hava ressamıdır. Tuvale aktarmak istediği doğa parçasına tablosu bitinceye kadar bağlıdır. Son çalışma seansına kadar gözü resimlemek istediği görünüme dikilidir. Yapıtlarının çoğunda deniz vardır, ya bir kıyıdan, ya bir tepeden, ya da evler, ağaçlar arasından beliren çalkantısız bir deniz.

 

Hikmet Onat “Kabataş’tan” : Tuval üzerine yağlıboya. 79.5 x 90cm. Yapım yılı 1924.

 

Nazmi Ziya Güran “Sabah” : Tuval üzerine yağlıboya. 65 x 81cm. Yapım yılı 1922.

1881-1937 yılları arasında yaşamış bir sanatçımızdır. 1914 Çallı Kuşağı sanatçılarındandır. Yetenek konusunda diğerlerinden farklı değildir ama akademideyken kurallara çok uymadığı için kişilik olarak dışlanmıştır. Daha çok İstanbul görünümlerine eğilmiştir. Tipik bir empresyonisttir. Özgür bir tutuma, bir tekniğe varmadan önce öğrencinin başlangıç aşamalardan geçmesi, desen çizmesini öğrenmesi gerektiğini takdir ediyordu. Görünümlerinde benekleme ve noktalama işçiliği egemen. Renkler, birbirlerine karıştırılmadan yanyana sıralanıyor ve karışımı, tabloya uzaktan bakan göz kendiliğinden gerçekleştiriyor. Türk Resim Sanatı’nın tek ve en başarılı empresyonistidir. 1914 döneminin en başarılı görünüm ressamıdır.

 

Nazmi Ziya Güran “Peyzaj” : Tuval üzerine yağlıboya. 46 x 55.5cm. Yapım yılı 1932.

 

Hüseyin Avni Lifij “Kar Peyzajı” : Tuval üzerine yağlıboya. 36.5 x 48cm.

1889-1927 yılları arasında yaşamış bir sanatçımızdır. (Sanatçı ile ilgili gerekli bilgi seçme koleksiyon tanıtımında verilecektir.)

 

Namık İsmail “Ayakta Duran Kadın” : Tuval üzerine yağlıboya. 100 x 85cm. Yapım yılı 1927.

1890-1935 yılları arasında yaşamış bir sanatçımızdır. Tipik bir empresyonisttir.1914 Çallı Kuşağı sanatçılarındandır. Tablolarında, konuya göre teknik değiştiriyor, fırçasını değişik temalarda bereketle harcıyordu. Sağlam bir işçiliği vardı, desen çizmesinde, renk ayrımında ve genellikle, değişik temaları tuval içine yerleştirmede.

 

Namık İsmail “Bahar” : Mukavva üzerine yağlıboya. 50 x 60.5cm. Yapım yılı 1927.

         

Hasan Vecih Bereketoğlu “Kurbağalıdere’den” : Tuval üzerine yağlıboya. 53.5 x 73cm.

1895-1971 yılları arasında yaşamış bir sanatçımızdır. Renk bakımından başarılı görünüm ve natürmortlar meydana getirmişti.

 

Diğer koridora dönüşteki ilk salon

Cihat Burak “İncili Kız” : Tuval üzerine yağlıboya. 145.5 x 97cm. Yapım yılı 1968.

1915-1994 yılları arasında yaşamış bir sanatçımızdır. Naif bir sanatçıdır (doğal, yalın, yapmacıksız, saf). Her resminde içtenlik, arınmışlık, yapmacıksız ve çocuksu bir üslûpla bir öykü anlatmaktadır. 

 

Neşet Günal “Baba-Oğul” : Tuval üzerine yağlıboya. 193 x 93cm. Yapım yılı 1961.

1923-2002 yılları arasında yaşamış bir sanatçımızdır. Bir Rönesans sanatçısı titizliği ile figüratif resimler yapar. Anadolu insanı ve yaşantısını toplumcu gerçekçi bir anlayışla yorumlar. Yoksulluk, bezgin insanların dramı, kurak kıraç topraklar vs. gerçekler trajik dramatik bir anlatımla ele alınmaktadır. Ağır oturaklı ve abartılı bir deformasyonla şekillenen desenler, klasik renkler ve pastel tonlamalarla Anadolu toprağını ve bu toprağın insanlarının tüm özelliklerini veren titiz, sabırlı ve ince bir işçiliğin ürünleri olmaktadır.

         

Turgut Zaim “ Halı Dokuyan Kadınlar” : Tuval üzerine yağlıboya. 74.5 x 87.5cm.

1906-1974 yılları arasında yaşamış bir sanatçımızdır. D Grubu’na sonradan katılan sanatçılardandır. Minyatür geleneği ile batı tekniklerini birleştirip kendi tarzını oluşturmuştur. Figürler şematize edilmiştir. Konuları genellikle Anadolu halkı ve kırsal kesimin yaşamıdır. Tipler genellikle geniş yüzlü, çekik gözlü, klasik Türk tipidir.

 

Eren Eyüboğlu “Üçgen Başlı” : Tuval üzerine yağlı boya. 120 x 88cm.

1913-1988 yılları arasında yaşamış bir sanatçımızdır. Bedri Rahmi Eyüboğlu’ nun eşidir. Anadolu’nun ve İstanbul’un doğal güzelliklerinden ve yaşantısından seçtiği görüntüleri soyutlamalarla tuvallere aktarmış, zengin renkler, nakışsal özellikler onun sanatının da özünü oluşturmuştur. Desenlerinde biçim olgunluğunu ve anıtsallığını arayan sanatçı süslemeci bir üslûba sahip olmakla birlikte resimsel plastik değerlere de önem vermektedir. Köy ve köylü yaşantısını, ortamı, giysileri ve tiplemeleriyle canlandırmış, çok canlı parlak ve koyu renklerle fovist bir anlayışa bağlanmaktadır. (Fovistler biraz daha derli topludurlar. Resimleri birbirine benzer. Renkler düz alanları kaplar.) Soyut çalışmaların ilk öncülerindendir.

         

Cemal Bingöl “İzmit İstasyonu” : Duralit üzerine yağlıboya. 100 x 66.5cm.

1912-1993 yılları arasında yaşamış bir sanatçımızdır. Geometrik soyut resme yönelmiştir. Soyut çalışanların ilk öncülerindendir. Sanatçı bu işe kolajla başlamıştır.

 

Bedri Rahmi Eyüboğlu “Kompozisyon” : Kontrplak üzerine karışık teknik. 122 x 122cm.

1911-1975 yılları arasında yaşamış bir sanatçımızdır. Anadolu kültüründen aldığı motifleri resmin içinde bir öğe olarak kullanmaya başlıyor. 50’lerden sonra soyut çalıştığı bir dönem vardır. Figürleri aşırı deformasyona uğramış biçimlerle resimlerini şekillendirmiştir. 1960’lı yıllarda  karışık tekniklerle denemeler yapan sanatçı plastik tutkal, kum, talaş ve buruşturulmuş Japon kağıdı kullanarak soyut yapıtlar üretmiş, mozaik ve seramik çalışmaları da yapmıştır.

 

Abidin Elderoğlu “Sarı Gül” : Tuval üzerine yağlıboya. 116 x 88cm. Yapım yılı 1969.

1901-1974 yılları arasında yaşamış bir sanatçımızdır. İlk değişim işaretleri 1947’lerde başlamış lekeci ve yüzeyci bir anlayışın egemen olduğu soyutlama eğilimleriyle geometrik eğilimlerin belirlediği yüzeylerde, açık koyu değerlere önem veren ama fazla renge bağlanmayan bir üslûp geliştirmiştir. Sürekli ve ritmik siyah çizgilerin oluşturduğu renk alanları fonda derinlik etkisi vermeye çalışmıştır. Bu fonlar üzerine siyah veya koyu ritmik eğri çizgilerle özgün biçimler yaratmış, bunları çiçek veya ağaç olarak adlandırmıştır.

 

Arif Bedii Kaptan “Soyut Köy” : Tuval üzerine yağlıboya. 116 x 89.5cm. Yapım yılı 1964.

1906-1979 yılları arasında yaşamış bir sanatçımızdır.

 

Nuri İyem “Kompozisyon” : Tuval üzerine yağlıboya. 97 x 119cm. Yapım yılı 1960.

Halen hayatta olan sanatçımız 1915 yılında doğmuştur. Konularını genelde kırsal kesimden seçer. Yeniler Grubu’ nun kurucuları arasındadır. 1953’lerden sonra soyut anlayışı benimsemiştir. 1967’lerden sonra da, gene eski figürlü resmine bıraktığı yerden devam etti.

 

Ferruh Başağa “Yeşil Kompozisyon” : Tuval üzerine yağlıboya. 120.5 x 100cm.

Halen hayatta olan sanatçımız 1914 yılında doğmuştur. Yeniler Grubu sanatçılarındandır. Giderek resimlerinden nesneleri atmış olmasına karşın, sanatçının soyut resimleri organik kavramlar üzerine temellenmiştir. Renkten uzak bir lirizmden başlayarak 1980’lerden itibaren geometrik kompozisyonlar gerçekleştirmeye başlamıştır. 1953’ten 1970’lere dek süren lirik soyut olarak nitelendirebileceğimiz resimlerinde geometriden oldukça uzak doğrudan boya strüktürüne dayalı ve tek renk üzerine kurgulanmış çalışmalar yapmıştır.

 

Ercüment Kalmık “Peyzaj” : Tuval üzerine yağlıboya. 119 x 99cm. Yapım yılı 1969.

1908-1971 yılları arasında yaşamış bir sanatçımızdır. D Grubu’na sonradan katılan sanatçılardandır. Yetkin fırçası, özgün anlatım dili ve tekniği ile peyzajlar, natürmortlar boyamıştır. Bu resimler geniş fırça vuruşları ile oluşan renkli soyut peyzajlardır.

 

Şemsettin Arel “Kompozisyon” : Tuval üzerine yağlıboya. 72 x 100cm. Yapım yılı 1957.

1906-1982 yılları arasında yaşamış bir sanatçımızdır. Geometrik non-figüratif bir anlayışla, katı ve donuk formlarda soyut bir yazıyı resimlerine motif olarak alır. Siyah renkle sarı, gri ve mavi zeminler üzerine yazısal öğeleri yerleştirmiştir.

 

Hakkı Anlı “Pentür” : Tuval üzerine yağlıboya. 94 x 64.5cm. Yapım yılı 1956.

1906-1990 yılları arasında yaşamış bir sanatçımızdır. “Pentür”, klasik tarzda görülenin yapılmasıdır. D Grubu’na sonradan katılan sanatçılardandır. Figürü lekeci bir soyutlama düzeyinde ele almıştır. Işık etkisiyle form üzerinde hafiflemeler sağlayarak ustalıklı bir pentürü ön plana çıkarmaktadır.

 

SEÇME KOLEKSİYON TANITIMI:

1 - Avni Lifij’in Kendi Portresi:

Envanter bilgileri:

Eserin adı        : Kendi Portresi

Sanatçısı         : Hüseyin Avni Lifij

Yapım Yılı        : 1908- 1909

Tekniği             : Tuval üzerine yağlıboya

Boyutları         : 65 x 46cm
 


 

Eserin Tarifi    : Avni Lifij, başında şapkası, ağzında piposu ve elinde tuttuğu içki kadehiyle kısık gözlerle izleyiciye bakıyor. Üzerine giydiği mavi gömlek ve taktığı kırmızı kravat birlikte    omuzuna astığı yırtık bir çorapla poz vermiştir.

Hüseyin Avni Lifij, 1889-1927 yılları arasında yaşamış bir sanatçımızdır. 1914 Çallı Kuşağı sanatçılarındandır. Çok genç yaşta ölmesine rağmen Türk resminde çok önemli bir yeri vardır. Hiçbir hocanın direktifi altında kalmadan yaptığı resimler, bir gün Osman Hamdi’ nin dikkatini çekiyor ve onun sayesinde akademiye giriyor. Burada 1 yıl öğrencilik yapıyor. Daha sonra da Abdülmecit Efendi’nin ilgisini çekiyor ve onun yardımıyla Paris’e gönderiliyor. Yurda döndükten sonra resim çalışmalarına bağımsız olarak devam ediyor. Bir dönem akademide dekoratif sanatlar atölyesinde ders vermiştir. Yağlıboya peyzajları ve poşatları vardır. (Poşat: Açık havada tek seansta yapılan yağlıboya resim.) Deseni kuvvetli olan bir sanatçıdır. Paris’te Cormon’ un atölyesinde çalışmıştı. Aynı zamanda romantik bir şairdi. Zaman zaman Ahmet Haşim’ in şiirleriyle Lifij’in resimleri bağdaştırılır. Ayrıca Lifij’in eserleri Fransız kübist Puvis de Chavannes’in etkilerini de yansıtır. Resimlerinde genel olarak romantizm ve sembolizm görülür. Andre Lhote’a göre; Lifij, kalp ve kafa sentezini başarmıştır.

Sanatçının tanıtılan bu eseri; 20 yaşında,henüz hiç akademik eğitim almadan yaptığı otoportresidir. Yüzüne verdiği ifade, kadehi tutuşu, içkinin gölgesinin eline düşüşü çok etkileyicidir. Burada olduğu gibi, sanatçılar, otoportrelerde bulundukları durumların dışında ruhsal durumlarını yansıtırlar. Bu bir çeşit, ironik anlatımın sanata yansımış şeklidir. Burada da kendisiyle alay etme var. Boş vermişlik düşüncesi var. Bunlar kendi içinden gelen duygulardır. Eserde verilen mesaj farklı olabilir, ama onu sadece kendisi bilir.

 

2 – Ressamlar Grubu:

Envanter bilgileri:

Eserin adı        : Ressamlar Grubu ( Soldan Sağa: Sami Yetik, İbrahim Çallı, Feyhaman Duran, Şevket Dağ, Hikmet Onat)

Sanatçısı          : Feyhaman Duran

Yapım Yılı         : 1921

Tekniği              : Tuval üzerine yağlıboya

Boyutları          : 133 x 162cm.
 


 

Eserin Tarifi   : Sami Yetik ve Şevket Dağ önde, İbrahim Çallı, Feyhaman Duran ve Hikmet Onat arkada olmak üzere, yüzleri seyirciye dönük bir şekilde oturarak poz vermişler.

Feyhaman Duran, 1886-1970 yılları arasında yaşamış bir sanatçımızdır.1914 Çallı kuşağı sanatçılarındandır. Portre türünün Türkiye’de öncüsü oldu. Sanatçı, Çallı’yla aynı dönemde okumuştur. Son derece ciddi, ağırbaşlı ve disiplinlidir. Galatasaray Lisesi’nde okuduğu sıralarda(1906) yaz aylarını Heybeliada’ daki güzel köşkünde geçiren Abbas Halim Paşa’nın dikkatini çekmişti. Paşa, genç Feyhaman’ı 1913’te Paris’e göndererek Dünya Savaşı’nın patladığı 1914’e kadar orada çalışmasını sağladı. “Güzel Sanatlar Okulu’nda Cormon, Dragon Sokağı’ndaki ünlü Julian Akademisi’nde Jean-Paul Laurens” Feyhaman’ın hocaları oldular. Lifij gibi o da resmi, hocalarının etkisi altında kalmadan, yurda dönüşünde daha özgür, çağa daha uygun bir görüş ve sanatsal tutumu benimsedi. Empresyonist teknik onu da ilgilendirdi. Türk resmi içinde insan yüzünün yalnız dış çizgileri üstüne değil, ruhsal niteliği üstüne de eğilmiştir. Kaligrafi (hat) ustasıdır. Desen onda renkten ön plandadır. Darüşşafaka’da Hüsn-ü Hat (güzel yazı) dersleri de verdi.

Güzel Sanatlar Akademisi’ndeki öğretim görevinden emekli olduktan sonra eşi Güzin’le fildişi kulesi olan Beyazıt’taki evine çekildi. Artık portre türüne daha seyrek yanaşacak, Rumelihisarı ve Boğaz tepelerindeki evlerinden kimi görünümler, özellikle de natürmortlar, çiçekler yapmakla zengin sanat yaşamına son verecekti.

Sanatçının tanıtılan bu eserinde; bulunduğu dönemin sanatçılarının tespitini yapma var. Gerçeğe yakın bir şekilde kişiliklerinin aksettirilmesi var. Genelde o dönemde sanatçılar kendilerini yaşatmak ve tabloda kendilerini de görmek amacıyla resimlere kendilerini de çizmişler. Bu, yapıldığı dönemde önemli değil, ama bu döneme gelince belgesel niteliği kazanıyor. Yaptığı kişileri birebir resmeder. Mesela Şevket Dağ, resimde dağ gibi bir adamdır. “Sanatçının fırçası, fotoğraf makinasının deklanşörü gibidir.” sözü bu sanatçı için söylenmiş gibidir.

 

(İbrahim Çallı : 1882-1960 yılları arasında yaşamıştır. Resim olayını askerlikten kurtarıp, sivillere de özgü olduğunu kabullendirmiş. Gece hayatını severmiş. Resimleri ikiye ayrılır: 1-Klasik Resimler, 2- Çalafırça Resimler. Renkçi bir ressamdır. Portre ve nü çalışmaları vardır.

Not: Tabloda yer alan diğer sanatçılar hakkında gereken bilgiler, rapor sunumunda eserleriyle birlikte verilmiştir.)

 

MÜZECİLİK İZLENİMLERİ:

Olumlu Nitelikler

Müzenin  açık olduğu günlerde faydalanabileceğimiz, tek salondan oluşan kütüphanesi mevcut.

Yangın alarmı mevcut.

Her salonda güvenlik kameraları mevcut.

Salonlarla ve gelen ziyaretçilerle ilgilenen güvenlik elemanları mevcut.

Müzenin heykel salonunda, müzeyi gezen ziyaretçiler için düzenlenmiş bir dinlenme yeri mevcut.

Ayrıca müzenin giriş bölümünde de ziyaretçiler için bir dinlenme yeri var.

Müzenin girişinde; müzeyle ilgili yayınların, kitapların ve kartpostalların satıldığı bir reyon mevcut.

Müzeye giren kişilerden herhangi bir ücret alınmıyor.

Fotokopi makinesi mevcut ve burada yapılan çekimlerden ücret alınmıyor.

Müze müdürü ve müze sekreteri, bulundukları mekan ve eserler hakkında bilgili ve bu konuda yardımcı olabilen kişiler.

Olumsuz Nitelikler

Müze, eserlerin bulunduğu salonlardaki zeminin bakımsız olmasından dolayı yetersiz kalıyor. Eserlerin çokluğu ve salonların sayı olarak bunlara yetememesi sebebiyle tabloların sadece     bir kısmı sergileniyor.

Sergilenen eserler iki yılda bir değişiyor.               

Bahçe düzeni yok.           

Ekonomik sebeplerden dolayı yeterli tanıtım yapılmadığı için ziyaretçi yok denecek kadar az oluyor.

 

UYGULAMA (Karışık teknik, 68.7 x 49.5cm.)

Uygulama çalışmamda siyah fon kağıdı üzerine karışık teknikle resim yapmayı tercih ettim. Bunun için pastel boya, kuruboya, akrilik boya ve sulu boya kullandım. Müzenin ve içindeki eserlerin ziyaretçi olmamasından dolayı yalnız kalışlarını anlatmak istedim. Bunun için de resmin sağ alt köşesinde yalnızlıktan sıkılan, bunalan heykellerin nasıl günışığına çıkmak istediklerini anlatmaya çalıştım. Benim için siyah, karamsarlığı ifade ediyor ve sol üst köşede yer alan müze bu karamsarlığın içinde yer alır. Heykeller ya da eserler önlerindeki bu zincirleri kırabilirlerse sarı renkle feraha kavuşacaklar ve sarı rengin açtığı yol da müzeye çıkıyor. Aslında o müze, etrafındaki ağaçlarla o kadar güzel, içindeki eserlerle o kadar etkileyicidir ki, yeterki bunlar görülebilsin. Bunun için de verilebilecek en iyi mesaj; yeterli tanıtımın yapılması gerektiğidir. Bunu gerçekleşebilmesi için de gerekli ekonomi sağlanmalıdır. Biz önce kendi ülkemizin insanlarına yeterli tanıtımı yapalım ki, dış dünyaya açılalım. Gerekli tanıtım yapılmadığı sürece müzemiz ve içindeki eserler ziyaretçisiz kalmaya mahkumdur.

 

SONUÇ: 

Müzemiz, mekan olarak İstanbul Boğazı’nın en güzel yerinde bulunuyor olsa bile ziyaretçi olmayışından dolayı karanlıklar içinde kaldığını zaten söylemiştim. Bunu yanında binanın eski oluşundan dolayı gerekli tadilatın yapılmaması sonucu bakımsız kalışı oldukça üzücüdür. Ama bu eksikleri başkalarının görmemesi, bizim de bu konuda katı olacağımız anlamına gelmiyor. Üzerimize düşen görevi yapmalıyız. Eğer tanıtım yapılamıyorsa, tanıtım görevini biz üstlenebilmeliyiz. İnsanları buralara yönlendirebilmeliyiz. Müzemizde çok değerli sanatçıların, çok özel koleksiyonları yer almakta ve buraya giden bir insanın tekrar gitmek isteyeceği şüphesizdir. Ne olursa olsun, buraları bizim kültürel mirasımızdır ve mirasımıza sahip çıkmalıyız.

 

BİBLOGRAFYA:

GİRAY, Kıymet: Manzara (Türkiye İş Bankası Sanat Yayınları), İstanbul, Tarihsiz.

ERSOY, Ayla: Günümüz Türk Resim Sanatı (Bilim Sanat Galerisi Yayınları), İstanbul, 1998.

EROL, Turan: Çağdaş Türk Resim Sanatı Tarihi (Tiglat Yayınları), Cilt 1, İstanbul, RENDA, Günsel Tarihsiz.   

BERK, Nurullah: Çağdaş Türk Resim Sanatı Tarihi (Tiglat Yayınları), Cilt 2, İstanbul, TURANİ, Adnan Tarihsiz.

ÖZSEZGİN, Kaya: Çağdaş Türk Resim Sanatı Tarihi (Tiglat Yayınları), Cilt 3, İstanbul, Aralık-1982.

TANSUĞ, Sezer: Örneklerle Türk Resim ve Heykel Sanatı (Reyo Basımevi), İstanbul, 1979.

ERGÜVEN, Mehmet : Neşet Günal (Bilim Sanat Galerisi), İstanbul, 1996.

TANSUĞ, Sezer: Çağdaş Türk Sanatı (Remzi Kitabevi), İstanbul, 1986.

 

BERK, Nurullah  : İstanbul Resim ve Heykel Müzesi (Türkiye Turing ve Otomobil

ERBİL, Devrim    : Kulübü tarafından basılıp dağıtılmıştır.)

                       

İYEM, Nuri : Nuri İyem (Ofset Yapımevi), İstanbul, Kasım-1986.

 

-                 : “Avni Lifij” maddesi, Eczacıbaşı Sanat Ansiklopedisi, 2. Cilt, (Yem Yayın), İstanbul, 1997, sayfa 1116-1117.

-                 : “Resim ve Heykel Müzesi” maddesi, Büyük Larousse Sözlük ve Ansiklopedisi, 16. Cilt, (Gelişim Yayınları), 1986, sayfa 9781.

-                    : “Resim ve Heykel Müzesi” maddesi, Dünden Bugüne İstanbul Ansiklopedisi, (Kültür Bakanlığı ve Tarih Vakfı’ nın ortak yayınıdır.), İstanbul, 1994, sayfa 315-316.

-                    : “ Resim ve Heykel Müzesi” maddesi, Yurt Ansiklopedisi, 6.Cilt, (Anadolu Yayıncılık), 1982-1983, sayfa 4164.

GÖRSEL MALZEME LİSTESİ :

Koleksiyonların genel tanıtımı bölümünde yer alan tüm resimlerle ilgili dia’lar rapor sunulurken

gösterilmiştir.

 




« Son Düzenleme: 22 Ağustos 2008, 11:19:23 Gönderen: ...:::£sra:::... »
çok çalışmak zamanı

Çevrimdışı saplıkedi

  • Üye
  • *
  • İleti: 25
  • Karizma Puanı: 0
Ynt: İSTANBUL RESİM VE HEYKEL MÜZESİ
« Yanıtla #1 : 09 Eylül 2008, 00:10:16 »
 360a

Çevrimdışı ...:::£sra:::...

  • Yönetim K.Ü
  • Sanat Kurdu
  • *
  • İleti: 7.699
  • Karizma Puanı: 2742
Ynt: İSTANBUL RESİM VE HEYKEL MÜZESİ
« Yanıtla #2 : 06 Ocak 2009, 23:57:03 »
;)
çok çalışmak zamanı