Gönderen Konu: TİMURLU VE SAFEVİ SANATI  (Okunma sayısı 8487 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı •« Mа√i »•

  • Moderator
  • Uzman
  • *
  • İleti: 3.637
  • Karizma Puanı: 1012
  • Güzel Bakan Güzel Görür.
TİMURLU VE SAFEVİ SANATI
« : 06 Nisan 2010, 16:26:49 »







TİMURLU VE SAFEVİ SANATI (1370-1506) / (1501-1753)


İlhanlılar, İran, Irak ve Anadolu'nun bir bölümünü 14. yüzyıla kadar yönetmiş, 1335'den sonra bir takım küçük devletlere ayrılmışlardır. Cengiz Han'ın soyundan gelen Timur, 1370 yılında devlet yönetimine seçildikten sonra Semerkant'tan yola çıkarak Afganistan, İran ve Irak'ı ele geçirmiş, kuzeyde Moskova'ya kadar ilerlemiş, Delhi'yi yağmalamış ve 1402 yılında Osmanlı padişahı I.Bayezid'ı Ankara Savaşı'nda yenilgiye uğratmıştır. Timur'un ölümünden sonra taht kavgaları başlamakla birlikte, başta başkent Herat, Semerkant ve Şiraz olmak üzere yeni bir kültür doğmuştur. Mimari, çini, maden, yeşim işçiliği ve minyatür sanatında çağına damgasını vuran çarpıcı gelişmeler görülmektedir.

16. yüzyıl başlarında Tebriz'i başkent yaparak yeni bir devlet kuran Safeviler, en kuvvetli zamanlarında İran, Horasan, Kafkasya, Doğu Anadolu ve Irak'a kadar genişlemişlerdir. Safevi maden eserlerinin çoğu pirinç ve bakırdan yapılmıştır. Kazıma tekniğinde yapılmış bitkisel kıvrımlar ve bulutlar, yeniden önem kazanan insan ve hayvan motifleri ile bezenmişlerdir. İlhanlı döneminde gelişimini sürdüren kakma tekniği, Safevi döneminde de devam etmiştir. Mavi-beyaz Çin porselenlerinden esinlenen seramiklerin yanında, geleneksel lüster bezemeli seramiklerin yapımı sürdürülmüştür.



Anadolu'ya akınlar düzenleyen Safevilere karşı harekete geçen Osmanlı padişahı Yavuz Sultan Selim, 1514 yılında Çaldıran Savaşı'ndan sonra Tebriz'e girmiştir. Beraberinde İstanbul'a getirdiği sanatçılar, 15. yüzyıl sonunda Herat'ta oluşan bezeme üslubunu Osmanlı saray sanatına taşımışlardır.


kaynak: sadberkhanimmuzesi.org.tr




"Cehalet insanı çirkinleştirir. Suskunluğum asaletimdendir. Her lafa verilecek cevabım vardır. Lakin, lafa bakarım laf mı diye, adama bakarım adam mı diye." Mevlana

Çevrimdışı dbhi

  • Yönetim K.Ü
  • Sanat Kurdu
  • *
  • İleti: 7.075
  • Karizma Puanı: 2256
  • Dünyaya karşı nazik olun...
    • http://alanay-alanaysblog.blogspot.com/
Ynt: TİMURLU VE SAFEVİ SANATI
« Yanıtla #1 : 07 Nisan 2010, 01:25:38 »
teşekkürlerrrrr....
İyi ki gökyüzünde yıldızlar,Çiçekler şükür ki yeryüzünde...Yoksa kimbilir ne zahmetle toplayabilirdik onları renk renk...Kimbilir nasıl getirilirdi gökyüzünden , sevdiklerimize götürülecek çiçekler!

Çevrimdışı •« Mа√i »•

  • Moderator
  • Uzman
  • *
  • İleti: 3.637
  • Karizma Puanı: 1012
  • Güzel Bakan Güzel Görür.
Ynt: TİMURLU VE SAFEVİ SANATI
« Yanıtla #2 : 07 Nisan 2010, 17:56:18 »
ben teşekkür ederim ilginize dbhi... :)
"Cehalet insanı çirkinleştirir. Suskunluğum asaletimdendir. Her lafa verilecek cevabım vardır. Lakin, lafa bakarım laf mı diye, adama bakarım adam mı diye." Mevlana

Çevrimdışı ömür banu

  • Yönetim K.Ü
  • Uzman
  • *
  • İleti: 3.257
  • Karizma Puanı: 677
Ynt: TİMURLU VE SAFEVİ SANATI
« Yanıtla #3 : 08 Nisan 2010, 01:13:29 »
teşekkürlerr

Çevrimdışı •« Mа√i »•

  • Moderator
  • Uzman
  • *
  • İleti: 3.637
  • Karizma Puanı: 1012
  • Güzel Bakan Güzel Görür.
Ynt: TİMURLU VE SAFEVİ SANATI
« Yanıtla #4 : 10 Nisan 2010, 11:23:32 »
teşekkürler ilginize... :)
"Cehalet insanı çirkinleştirir. Suskunluğum asaletimdendir. Her lafa verilecek cevabım vardır. Lakin, lafa bakarım laf mı diye, adama bakarım adam mı diye." Mevlana

Çevrimdışı auguste

  • Çalışkan
  • ****
  • İleti: 869
  • Karizma Puanı: 54
Ynt: TİMURLU VE SAFEVİ SANATI
« Yanıtla #5 : 19 Mayıs 2010, 21:56:01 »
paylaşım için teşekkürler öğretmenim

Çevrimdışı •« Mа√i »•

  • Moderator
  • Uzman
  • *
  • İleti: 3.637
  • Karizma Puanı: 1012
  • Güzel Bakan Güzel Görür.
Ynt: TİMURLU VE SAFEVİ SANATI
« Yanıtla #6 : 20 Mayıs 2010, 19:10:05 »
ben teşekkür ederim ilgi ve yorumunuza... :)
"Cehalet insanı çirkinleştirir. Suskunluğum asaletimdendir. Her lafa verilecek cevabım vardır. Lakin, lafa bakarım laf mı diye, adama bakarım adam mı diye." Mevlana