Gönderen Konu: figüratif resmin toplumsal gerçekçi ustası: Neşet Günal  (Okunma sayısı 33656 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Fîģũ®âtĩƒ

  • :)
  • Yönetim K.Ü
  • Sanat Kurdu
  • *
  • İleti: 5.076
  • Karizma Puanı: 1636


“Çıplak”, 1949, tuval üzerine yağlıboya, 92x74 cm.

1950-1970 yıllarındaki sosyal ve politik çalkantıların sanat ve düşünce hayatı üzerinde önemli etkileri olmuştur. Bu etkilerin başında sanatın toplumun her kesimine ulaşabilmesi için nasıl bir yöntem izlenmesi, sanatın halkı eğitici rolünün olup olmadığı, sanatçının sosyal sorumluluklarının ne olduğu gibi sorunların gündeme gelmiş olması gelir.  1968 yılının heyecanı içinde Harbiye’de Yapı Endüstri Merkezi’nde “Resim Sanatı ve Toplum” adıyla açılan karma sergi, dönemin eğilimlerini yansıtan önemli sanatçıların eserlerini barındırmaktaydı. Bu sanatçılar Neşet Günal, Nedim Günsür, Cihat Burak, Gürol Sözen ve Nuri İyem’dir. Sekiz yıl sonra bu kez Maçka Sanat Galerisi’nde aynı sanatçıların, G. Sözen’in yerini Turgut Zaim’in almasıyla açtıkları karma sergi, “Beş Gerçekçi Türk Ressamı” adını taşımaktadır.Bu karma sergilere katılan Neşet Günal, figüratif Türk resminin 20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren en önemli ve özgün temsilcilerinden biridir. Neşet Günal 1923 yılında Nevşehir’de dünyaya gelmiştir. İlkokulu Koçhisar’da, ortaokulu Nevşehir’de tamamlayan sanatçının ortaokul yıllarında resme olan merakı, o dönemde sürekli bir resim öğretmeni olmamasına karşın kısa bir süre için sanatçının okuduğu okula resim öğretmeni olarak atanan ressam Kemal Zeren’in dikkatini çekmiş, sanatçının ortaokuldan mezun olmasının ardından öğretmeni ve ilçenin belediye başkanının girişimiyle, 1939 yılında Neşet Günal 13 Lira burs ile İstanbul’daki Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’ne girmiştir.Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’nde ilk hocaları Sabri Berkel ve Nurullah Berk’ten desen eğitimi aldıktan sonra, Leopold Lévy’nin isteğiyle Lévy Atölyesi’nde eğitimini sürdüren sanatçı, kendinden yaşça daha büyük olan Nuri İyem, Turgut Zaim, Avni Arbaş, Selim Turan gibi ressamlarla dostluk kurmuş, onların çalışmalarından istifade etmiştir. Sanatçı kendi sözleriyle bunu şöyle ifade eder: “Nuri’lerden, Selim’lerden, Turgut’lardan, hatta Avni’lerden atölyede çok şeyler öğrenmiştim. Çünkü onları çalışırken görüyor, yaptıklarını izliyordum. Onlar uzun yıllardan beri çalışıyorlardı ve bana göre daha deneyimliydiler.”Babasını erken yaşta kaybeden Günal, annesi ve kardeşlerine destek olmak amacıyla Devlet Matbaası’nda harita işleri, Ses Tiyatrosu’nun afişlerini yapar, bir buçuk yıl kadar da Ankara Devlet Tiyatroları’nda “realizatör” olarak çalışır. 1946 yılı, sanatçının Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’nden mezun olduğu yıldır. Aynı yıl UNESCO Paris Uluslararası Resim Sergisi’ne katılır ve Avrupa’ya resim eğitimine gönderilmek üzere açılan sınavı kazandığı halde gidemez. 1948 yılında devlet bursu alarak Paris Ecole Nationale Supérior des Beaux Arts’a fresk ve duvar resmi eğitimi almak üzere gönderilmiştir. Burada önce Lhote’un atölyesine giden sanatçı, Lhote’un biçimci eğitim sisteminden sıkılarak Léger atölyesine girmiştir.Paris’teki eğitimi sırasında hastalanan sanatçı iki yıl kadar tedavi gördükten, eğitimini tamamladıktan sonra, 1954 yılında ülkesine dönmüş ve burslu olarak gönderildiği için İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’ne asistan olarak atanmıştır. 1955’te ilk kişisel sergisini Ankara’da Helikon Derneği Galerisi’nde açar, ertesi yıl Paris Okulu Sergisi’ne katılır, T.B.M.M. binasının resimlendirilmesi için görevlendirilir. Sanatçı burada “Bağlarımız ve Göreme” adlı yapıtlarını oluşturur, ardından Venedik Bienali’ne katılır.
                                                              “Yaşama Neşesi”, 1951, tuval üzerine yağlıboya, 78x148 cm.

“Dörtlü Güzellik”, 1951, tuval üzerine yağlıboya, 136x126 cm. 1957-1958 yılları arasında Ankara Hacettepe Hastanesi’ne 30 metrekarelik iki ayrı fresk yapmış ancak bu duvar resimleri yangın neticesinde ortadan kalkmıştır. Bu yıllarda sanatçı bir de İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi’nde 22 metrekarelik bir duvar resmi gerçekleştirir. 1958 yılı Günal’ın İstanbul Şehir Galerisi’ndeki ikinci kişisel sergisini açtığı yıldır.1964’te Güzel Sanatlar Akademisi’ne atölye hocası olarak atanır ve aynı yıl Çağdaş Türk Grafik Sanatları Sergileri’ne ve İstanbul Galeri I’de açılan bir karma sergiye katılır. 1965’te Ankara’da Ajans Türk Matbaası’nın cephesine beton döküm mozaik kabartma işini gerçekleştirir. 1966 yılı sanatçının Tahran Bienali’ne katıldığı, 1969 yılı ise doçent payesini ve 30. Devlet Resim ve Heykel Sergisi’nde “Kör Hasan’ın Oğlu” adlı yapıtıyla birincilik ödülü aldığı yıldır. Sanatçı, ertesi yıl profesör olarak atanır.
“Üç Güzel”, 1951, tuval üzerine yağlıboya, 185x149 cm. 1970-1976 yılları arasında Pakistan’da Çağdaş Türk Resim Sergisi’ne, Yeni Delhi Bienali’ne katılır ve 1976’da Galeri Baraz’da üçüncü kişisel sergisini açar ve Maçka Sanat Galerisi’nde Beş Gerçekçi Türk Ressamı Sergisi’ne iştirak eder. 1975-1980 yılları arasında Güzel Sanatlar Akademisi, Resim Bölümü Başkanı olarak görev yapar. 1980-1982 yılları arasında dekanlık görevinde bulunduktan sonra, 1983 yılında kendi isteğiyle emekli olur. Sanatçı 1992 yılına dek altı kişisel sergi daha açmış, 26 Kasım 2002 tarihinde aramızdan ayrılmıştır.
Günal’ın resminde en önemli iki unsur olan, desende kusursuzluğu yakalama ve figüre sadakat, aslında figürle başlayarak figürde kusursuzluğu yakalayarak figürü aşmak, onun ötesine geçmek hatta ondan kurtulmak amacını taşır.Sanatçının yaşamına biçim veren ilkelerin resminde de karşılığını aradığını görmek olasıdır. Bir görüntü ya da bir biçim sanatçıyı etkileyen salt unsur değildir, o nedenle Günal’ın resminin başlangıç noktasında bir biçim ya da bir görüntü aranamaz. Toplumsal yaşama biçiminin getirdiği sorumlulukların bilincinde olarak dünyaya bakış ile belirlenen biçime gösterilen özenli ilgi, sanatçının resminde renk ve biçim arasındaki dengeyi biçimin lehine doğru eğilen bir terazi düzeneği ile görselleştirir. 
Renk konusundaki yaklaşımını sanatçı şöyle ifade eder: “Ben uzun yıllar yeteneğimi, kişiliğimi sorguladığımda gördüm ki, akılcı yanım, yapıcı yanım daha güçlü. Renkçi coşkulara açık değilim. En renkçi olmak istediğim zaman bile rengin kendiliğinden yapının arkasına itildiğini görüyorum. Bu nedenle “desen”i yapıcı, kurucu öğe, rengi de yardımcı öğe olarak benimsedim.”

Günal’ın rengi ikincil bir öğe olarak görmesi, onunla hesaplaşma içinde olmadığını göstermediği gibi renge bir takım simgesel anlamlar katarak bu hesaplaşmayı sonraki yapıtlarında devam ettirir. Sanatçının erken dönem çalışmalarına baktığımız zaman onun rengi desene göre ön plana aldığı birkaç deneme ile karşılaşılır ki bu durum uzun sürmez. 1949 tarihli “Çıplak” adlı çalışması buna örnektir. Yatay ve dikeylerin belirlediği kompozisyonda çıplağın üst bölümündeki geometrik biçimde düzenlenmiş renkli alanlar, altta bacak ve ayakların yer aldığı bölümde organik bir hareketle karşıt bir oylumlama tavrı görülür. Burada desenin rengin yanında ikincil planda kalması, figürle mekân arasındaki ilişkinin, rengin biçimi bastırması nedeniyle sınırlı bir motif denemesi haline gelmiş, özellikle Matisse’in etkisi belirgin bir biçimde kendini duyumsatır olmuştur. Öte yandan sanatçının bilincinin süzgecinden geçerek yeniden biçimlendirdiği konu, doğa ile insan arasındaki bağa etki edecek unsurları kabul edemez. Çorak toprak su ile karşılaştığında yaşanan gerçeğin düşselleştirilmiş bir yöreye dönüşmesi tehlikesi, beraberinde insanın doğa karşısındaki çetin savaşını yumuşatabilme ihtimalini getireceğinden kompozisyondan ayıklanmıştır.

Günal’ın resminde cinselliğe de atıf yapılmaz, çünkü bu da anlatılmak istenenin, mesajın doğrudanlığının önünde duran bir engeldir. Kompozisyonun solunda elinde yabasıyla duran erkek bir eliyle ağzını kapatmaktadır. Ellerinin ve ayaklarının aşırı derece büyük olarak gösterilişi insanlık durumunun ifadesinde kullanılan bir simge olarak değerlendirilebilir. Bu insanlık durumunun diğer üyeleri, anneleri ölmüş, biri beşikte diğeri onun yanında yerde oturan çocuklardır ve bu çocuklar seyirciye bakmazlar. Beşiğin formu da oldukça dikkat çekicidir. Anıtsal figürler gibi beşik de iskelet haline gelmiş bir öküzü anımsatır ve yazgının suskunluğuna anıtsallığıyla vurgu yapar. Toprak sarısının egemen olduğu resimde renk çizgi ve desene göre üçüncü sırada kalır. Günal’ın resimlerinde anlatılmak istenen teatral bir düzenleme ile ön plana alınmıştır ve her şey gözümüzün önünde, yalın bir biçimde olur biter. Sanatçı, çocukluğunda doğrudan şahidi olduğu bir görüntüyü, tarlada çalışan annesiyle, hayalperest babası arasında kalan bir çocuğun geçmişe dair yaşantılarına biçim veren bir durumu burada somut, yalın bir insanlık durumu olarak sorunsallaştırmaktadır.

“Yaşantı I”, 1958, tuval üzerine yağlıboya, 185x140 cm.
Günal’ın üzerinde durduğu ve seriler halinde yaptığı bir başka konu ise korkuluktur. “Korkuluk” serilerinin ilki 1968 yılında yapılmıştır ve sanatçı daha sonra bu seriyi 1980’lerde devam ettirir. 1968 tarihli “Korkuluk I” adlı yapıtına baktığımızda, aslında sanatçının 1958 tarihli “Yaşantı I” adlı eserinde bir ayrıntı olarak, bir çocuk oyuncağı biçiminde tasarladığı bir ayrıntıyı resmin ana konusu olarak ele aldığını görürüz. Burada yeni bir aşama ile karşılaşırız. Figür, resmin ana unsuruyken figür dışı katkı olarak görülebilecek olan korkuluk burada figürün önüne geçmiş, hatta figürler çıkarılsa bile tek başına tüm bir konuyu sağlam bir şekilde temsil edebilecek yapısal unsurlarla donatılmıştır. O nedenle “Korkuluk” serilerinde artık figür dışı katkıyla figür arasındaki çizginin belirsizleştiğine tanık oluruz. Korkuluk konusunun sanatçının öznel deneyimleri, yaşantılarıyla yakından ilişkili olduğu, Günal’ın çocukluğunda korkuyu yenmek için rüzgarda çırpınan korkulukların altında yattığı bilinir.
Neşet Günal, 1950’lerden itibaren ülkemizde figüratif resim anlayışını savunan bir ressam kuşağı oluşmasında önemli bir katkı sağlamıştır. Ancak kendisinin de söylediği gibi özünde gerçekçi bir yapı ve sağlam bir strüktür olan resimlerinde yöre gerçeğini sanat gerçeğine akıl süzgecinden geçirdiği nesnel yaklaşımla dönüştüren sanatçı, toplumsal gerçekleri figüratif bir bağlamda ele alan yeni bir sanatçı kuşağının yetişmesinde hem bir hoca sorumluluğuyla hem de yapıtlarıyla büyük bir usta olarak yol göstericilik etmiştir.

(Antik Dekor Sayı 94, syf:122-129.)
alıntıdır ;www.antikalar.com





Çevrimdışı lüƃǝşʎɐ

  • Ayşe+:)
  • Yönetim K.Ü
  • Uzman
  • *
  • İleti: 3.575
  • Karizma Puanı: 1292
Ynt: figüratif resmin toplumsal gerçekçi ustası: Neşet Günal
« Yanıtla #1 : 29 Temmuz 2008, 17:48:19 »
Türk resim sanatında önemli bir yere sahip olan sanatçımız için verdiğin bilgilerden dolayı teşekkür ederim halecim +1 560a 560a 560a 560a

Çevrimdışı 1.618

  • Arkadaş
  • Çalışkan
  • *
  • İleti: 787
  • Karizma Puanı: 370
Ynt: figüratif resmin toplumsal gerçekçi ustası: Neşet Günal
« Yanıtla #2 : 31 Temmuz 2008, 11:52:42 »
Neşet Günal 'ın anatomik tarzını çok severim. El ve ayakları belirgin işler.Çiziminde goya,da vinci gibi hafif karikayür havası da hissediliebiliyor. Ve çok beyendiğim bir ressamdır. Sevgili Hale Öğretmenime +1 veriyorum.
“Yeryüzüne iyi davranın. 0 atalarınızdan miras kalmadı, onu çocuklarınızdan ödünç aldınız." (Kızılderili Atasözü)

Çevrimdışı Fîģũ®âtĩƒ

  • :)
  • Yönetim K.Ü
  • Sanat Kurdu
  • *
  • İleti: 5.076
  • Karizma Puanı: 1636
Ynt: figüratif resmin toplumsal gerçekçi ustası: Neşet Günal
« Yanıtla #3 : 31 Temmuz 2008, 14:12:14 »
Türk resim sanatında önemli bir yere sahip olan sanatçımız için verdiğin bilgilerden dolayı teşekkür ederim halecim +1 560a 560a 560a 560a
Neşet Günal 'ın anatomik tarzını çok severim. El ve ayakları belirgin işler.Çiziminde goya,da vinci gibi hafif karikayür havası da hissediliebiliyor. Ve çok beyendiğim bir ressamdır. Sevgili Hale Öğretmenime +1 veriyorum.

teşekkürler  219s 219s

Çevrimdışı "ArZu"

  • arzu
  • Arkadaş
  • Uzman
  • *
  • İleti: 1.209
  • Karizma Puanı: 209
Ynt: figüratif resmin toplumsal gerçekçi ustası: Neşet Günal
« Yanıtla #4 : 31 Temmuz 2008, 16:35:46 »
teşekkürler sevgili Hale çok sevdiğim bir sanatçı paylaşımına sağlık  219s 560a  560a  560a +1

Çevrimdışı ...:::£sra:::...

  • Yönetim K.Ü
  • Sanat Kurdu
  • *
  • İleti: 7.699
  • Karizma Puanı: 2742
Ynt: figüratif resmin toplumsal gerçekçi ustası: Neşet Günal
« Yanıtla #5 : 06 Aralık 2008, 16:47:21 »
teşekkürler halem resimleriyle çok güzel bir paylaşım olmuş karizman eklendi canım
« Son Düzenleme: 06 Aralık 2008, 16:47:58 Gönderen: ...:::£sra:::... »
çok çalışmak zamanı

berginyon

  • Ziyaretçi
Ynt: figüratif resmin toplumsal gerçekçi ustası: Neşet Günal
« Yanıtla #6 : 10 Aralık 2008, 00:05:29 »
teşekkürler