Gönderen Konu: KURTUBA ULUCAMİ  (Okunma sayısı 4594 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı •« Mа√i »•

  • Yönetim K.Ü
  • Uzman
  • *
  • İleti: 3.637
  • Karizma Puanı: 1012
  • Güzel Bakan Güzel Görür.
KURTUBA ULUCAMİ
« : 08 Nisan 2010, 20:01:35 »





KURTUBA ULUCAMİ (Mescidü Kurtuba el-Câmi’, el-Mescidü’l-Kebîr, La Mezquita-Catedral)




İspanya’nın Endülüs şehri Kurtuba, 3 asır kadar Endülüs   Devleti’nin başkenti olmuştur. Siyasetin, kültürün, cihâdın merkezi..   İslâmî dönemde nüfusun 500 bin civarında olduğu tahmin edilmektedir.   Emeviler sonrası dönemlerde de ilgi ve yoğunluğunu pek kaybetmemiştir. Onun 525 yıl İslam yurdu olduktan sonra Kastilya kralı III.Fernando’nun eline düşüşü   (23 Şevval 633/30 Haziran 1236),   şüphesiz Endülüs tarihinin en büyük olayı olmuştur. Müslüman halkın çoğu güneye-İslam şehirlerine göç etmişler, kalanlar ise zamanla    kaybolmuşlardır.

I. Abdurrahman (756-788), fetih esnasında yarısı mescide çevrilerek diğer yarısı kilise olarak Hıristiyanlara bırakılan ve 30 yıl kadar Müslümanlar ile Hıristiyanların ortak mabedi olarak hizmet gören San Vicente Kilisesi’nin yerini, Hıristiyan halka 100 bin dinar ödeyerek satın aldı.

169/785’te yapımına başlandı ve hazır bir kilise yapısı üzerine inşa edildiği için 1 yılda büyük oranda tamamlandı. Daha sonraki tarihlerde gerçekleştirilen çeşitli eklemelerle genişletilen cami, Endülüs Emevi mimarisi için tam bir örnek teşkil etmektedir. 2. İlave II. Abdurrahman zamanında 835’te, 3. ilave II. Hakem zamanında 967’de, 4. ve son ilave de el-Mansur (II. Hişam 976-1009) zamanında 987’de yapılmıştır.

Genel hatlarıyla Şam’daki Emevi Câmii’nin özelliklerini yansıtmakta olup, yaklaşık 80 bin dinar masraf edilmiştir. Bilhassa mimarinin anahatlarıyla tam bir uyum içinde olan zarif ve göz alıcı süslemeleriyle tarzının en önemli özelliklerini sergilemektedir.

Uzunluğu 180, genişliği 135 m’dir. Alanı ise 24.300 m²’dir.

İnce sütunçelere sahip çifte pencerelerle dışarı açılan binanın dış tezyinatı vakûr ve haysiyetli bir etki bırakacak şekilde en alt boyutta tutulurken, iç tezyinatında tam anlamıyla bir ihtişam gösterisi sergilenmiştir.

Caminin temelini teşkil eden sütunlar ve at nalı kemerlerden oluşan taşıma sistemi, mimari işlevi kadar tezyinat aracı olarak da hesaplanmış ve sade görünüşlü dış cephelerin arkasında yer alan iç mekanların çarpıcı güzellikteki dekorasyonuna destek olmuştur.

Câminin minaresi 1593 yılında yıkılarak enkazı üzerine bugün görülen çan kulesi dikilmiştir.

Kurtuba Ulucâmii, Endülüs Devleti’nin başşehrinde olması sebebiyle devletin de merkez camisiydi. Yeni devlet başkanları için biat orada alınır, cihat kararı gibi büyük olaylar onun minberinde ilan edilir, kanunlar halka oradan duyurulur, Kâdî’l-kudât meclisi orada tertip edilirdi. Burası aynı zamanda hem Endülüs’ün hem de bütün Avrupa topraklarının gözde üniversitesiydi.. Dinî ve müsbet ilimlerde en seçkin yüksek tahsil sadece orada yapılırdı.

El Santo (aziz) unvanlı III. Fernando, Kutuba’yı işgal ettiğinde hurma ağaçlarına dokunmamıştı, tıpkı camiye dokunmadığı gibi. O ilk yıllar başkaydı tabi. Devralınan bir medeniyete duyulan anlamlı saygı ve hayranlığın bir ifadesi olarak yeniden oluşturulmaya çalışılan eski Endülüs mimari tarzının, yani Mudejar’ın doğduğu yıllardı. Geçmiş yadsınmıyor, tersine sahipleniliyordu. Ferdinand ile İzabel’e kadar böyle sürdü. Fakat onlarla birlikte değişmeye başladı. İçinde Endülüs’ün yer aldığı bir tarihe neşter atılmaya çalışıldı. Garnata ile birlikte 8 yüzyılı bulmuş bir evrenin izleri sökülüp çıkarılmaya çalışıldı hayattan. La Mezquita’nın hurmaları, XV. yüzyılda ekilen portakal ve limonla yer değiştirdi. Onlara daha sonra XVIII. yüzyılda yetiştirilecek zeytin ve servi ağaçları katılacak ve eski doğulu hava yeniden kazandırılmaya çalışılacaktı.

Caminin şadırvanları da yok tabi şimdi. Yerlerini, üçü Mudejar tarzı XV. yüzyıl, ikisi XVIII. yüzyıl çeşmesi almış durumda. Vakti zamanında dağlardaki ırmak ve derelerden şehir içine kanallarla taşınan suların depolandığı 600 tonluk sarnıcın varlığını keşfedebilmek içinse bir dedektif gibi gezinmeniz gerekiyor!

“Daha 2003 yılına kadar müze giriş biletlerinde ve müze giriş kapısında “La Mezquita-Katedral” yazardı. Fakat, bu yılda Cordoba belediye başkanı mescit sözcüğünden rahatsız olmuş olmalı ki resmi ifadelerden onu çıkarttı. Ancak, asıl geröek resmi olandan çok sivil olana aittir..”

“Cami, Sâmerrâ’daki ilk iki camiden sonra devrin en büyük camii unvanını kazanmıştır.”

“İşlevsellikle estetiğin, yapısallıkla sanatsallığın birbirleri için oluşturdukları artı alanların özgün bir bileşimidir La Mezquita.”

“Herşey ışığa yönelimi vurgulamak üzere tasarlanmış bu camide. Işık yani nûr, Allah’a ve ibadetin yöneleceği hedefe  işaret ediyor.”

“Cemaatlerin Kâbe’nin bulunduğu kıble yönüne yönelmeleri için bir işaret görevi gören mihrâbın nişi, yanlışlıkla güneye bakmaktadır. Oysa, Endülüs’ün bulunduğu coğrafî konuma göre Kâbe güneydoğuya düşer. Bazı kaynaklar, II. Abdurrahman ile el-Hakem’in bu gerçeği bildiklerini, ancak I. Abdurrahman’a olan saygılarından dolayı camide köklü bir değişikliğe kalkışmadıklarını aktarırlar.”

Caminin mozaikleri, Bizans’tan gelmiştir. Devrin Bizans kralı Nikeforos, gemilere yüklediği 320 ton renkli cam parçasıyla birlikte Kurtuba halifesine ustalar da göndermişti. Bu ustaların çömezleri olarak mozaik sanatıyla tanışan ilk Endülüslü işçiler, tıpkı Kurtuba Ulucâmii’nin mihrabında olduğu gibi, Anadolulu hocalarıyla birlikte Medînetüzzehrâ’da da çalıştılar.



kaynak: endulus.net




« Son Düzenleme: 08 Nisan 2010, 21:23:15 Gönderen: •« Mа√i »• »
"Cehalet insanı çirkinleştirir. Suskunluğum asaletimdendir. Her lafa verilecek cevabım vardır. Lakin, lafa bakarım laf mı diye, adama bakarım adam mı diye." Mevlana

Çevrimdışı dbhi

  • Yönetim K.Ü
  • Sanat Kurdu
  • *
  • İleti: 7.074
  • Karizma Puanı: 2256
  • Dünyaya karşı nazik olun...
    • http://alanay-alanaysblog.blogspot.com/
Ynt: KURTUBA ULUCAMİ
« Yanıtla #1 : 08 Nisan 2010, 22:34:43 »
kaç bin dinar ödenirse ödensin ödenenin üzerinde veharcanan paraya değer bir mimari.çok güzel.teşekkürler öğretmenim...
İyi ki gökyüzünde yıldızlar,Çiçekler şükür ki yeryüzünde...Yoksa kimbilir ne zahmetle toplayabilirdik onları renk renk...Kimbilir nasıl getirilirdi gökyüzünden , sevdiklerimize götürülecek çiçekler!

Çevrimdışı •« Mа√i »•

  • Yönetim K.Ü
  • Uzman
  • *
  • İleti: 3.637
  • Karizma Puanı: 1012
  • Güzel Bakan Güzel Görür.
Ynt: KURTUBA ULUCAMİ
« Yanıtla #2 : 09 Nisan 2010, 10:06:35 »
ilginize teşekkürler... :)
"Cehalet insanı çirkinleştirir. Suskunluğum asaletimdendir. Her lafa verilecek cevabım vardır. Lakin, lafa bakarım laf mı diye, adama bakarım adam mı diye." Mevlana

Çevrimdışı yoldaş

  • Moderator
  • Üstad
  • *
  • İleti: 14.435
  • Karizma Puanı: 4091
  • görsel tasarım uzmanı
Ynt: KURTUBA ULUCAMİ
« Yanıtla #3 : 08 Haziran 2010, 13:13:20 »
çok güzel bir yapı.. ihtişamı farkediliyor hemen
paylaşım için teşekkürler

Çevrimdışı •« Mа√i »•

  • Yönetim K.Ü
  • Uzman
  • *
  • İleti: 3.637
  • Karizma Puanı: 1012
  • Güzel Bakan Güzel Görür.
Ynt: KURTUBA ULUCAMİ
« Yanıtla #4 : 08 Haziran 2010, 15:08:52 »
ben de ilginize teşekkür ederim... :)
"Cehalet insanı çirkinleştirir. Suskunluğum asaletimdendir. Her lafa verilecek cevabım vardır. Lakin, lafa bakarım laf mı diye, adama bakarım adam mı diye." Mevlana