Gönderen Konu: Oyuncağın Önemi ve Tarihçesi  (Okunma sayısı 5277 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı anjelik

  • Üye
  • *
  • İleti: 97
  • Karizma Puanı: 94
Oyuncağın Önemi ve Tarihçesi
« : 02 Aralık 2007, 20:49:56 »

Oyuncağın Önemi ve Tarihçesi
Oyun, çocuk kültürünün en önemli alanı, oyuncak ise bu kültürün en önemli aracıdır. Çocuk, doğumdan yetişkinliğe nesneleri, sesleri, hareketleri, kendi fiziksel özelliklerine uygun büyüklükte olan objelerle ve büyüklerin dünyasına ait objeleri ise, minyatürleri ile algılayıp, kurgulayarak, tanıma ve öğrenmeye çalışır. Bu arada kendi yaş gurubuna uygun (1,5-2 yaş gurubu için vurmalı,1,5-3 yaş gurubu için itilen çekilen oyuncaklar gibi) oyuncakla, doğru malzeme (kas gücü ile orantılı ağırlıkta, ahşap, plastik veya madeni) ile üretilmiş, kendi kültürüne yabancı olmayan nesne ve malzeme(günlük yaşamda çevresinde kullanılan araç-gereç v.s) somut bilgi açısından önem taşır.
Geleneksel oyuncağın önemi ise, aile bireyleri ile oynanabilir olması açısından kuşaklar arası paylaşımı, yaşıtları ile oynanabilmesi açısından ise arkadaşlık duygu ve paylaşımının yaşanılmasına olanak sağlamalarıdır.

Oyuncağın eskilere dayandığını tarih içinde gözlemlemekteyiz. Pompei, Sus, Lalaş antik kent kazı buluntuları arasında, toprak malzemeden yapılmış minyatür ev eşyaları, hayvancıklar, arabalar, askerler gibi oyuncaklar bunu kanıtlamaktadır.
Yunanistan’da kolları, bacakları hareket edebilen bebekler ve ilk oyuncak toplar, önceleri kilden yapılmış, sonraları ise saz malzeme kullanılmıştır. Yine eski Çin’de çocuklar demir bilyelerle oynarken, daha sonra Almanya, Hollanda, İngiltere ve ABD’ de akik, taş, mermer, kil ve renkli camdan bilyeler üretilmeye başlanmıştır. Ortaçağda, at başı takılmış sopalar çocukların gözde oyuncağı iken, zamanla dört tekerlek ve eğerin eklenmesi ile oyuncak atlar geliştirilmiştir.

Avrupa’da 18. yy’da fildişi, tahta ve gümüşten minyatür süs eşyalarını sergilemek için oyuncak süs evlerin, en güzel örnekleri Hollanda’da olup, oyuncak yapımında önde gelen Almanya’ nın Nürnberg kentinde de oyuncak mutfaklar için tabak, çanak, tencere, çaydanlık gibi mutfak eşyası oyuncaklar üretilmiştir. 19. yy’a kadar elle ve kalıplara dökülerek üretilen oyuncaklar, 20.yy başından itibaren makineler yardımı ile üretilerek, gündelik yaşamdan esinlenen objelerle de çeşitlilik göstererek başlıca sanayi kolları arasına girmiştir.

Ülkemizde ise, Osmanlılar döneminde İstanbul’da Eyüp semti oyuncak üretim merkezi olmuş, oyuncaklar da “Eyüp Oyuncakları” olarak isimlendirilmişlerdir. Bu isim, bir özele indirgeme ve yöresellik çağrışımı yapmakla birlikte, geleneksel oyuncakçılığımızın üretimi, satışı tüm İstanbul ve Anadolu için bu merkezden yapılmıştır.

Evliya Çelebi Seyahatnamesi’nde 17.yy.’ın ilk yarısında 100 dükkân ve 105 nefer olarak “Oyuncakçı Esnafı” belirtmiştir. Diğer kaynaklarda da buradaki oyuncak üretimi için 18.yy tarihlendirmesi yapılmakla birlikte, daha 17 yy. başlarında 100 oyuncakçı dükkânı olması, üretimin tarihleme açısından daha eskiye dayandığını düşündürmektedir.

Eyüp’te üretilen oyuncaklar, çeşitlilik olarak oldukça geniş bir yelpazeyi kapsar. 20.yy başına kadar üretimi sürdürülen, çember, tahta araba, dönme dolap, toprak testi, düdük, def, dümbelek, fırıldak, top, topaç, şakşak, kaynana zırıltısı, aynalı beşik, v.b dışında, tel dolap, sandalye, beşik gibi ev eşyalarının minyatürleri de yapılmıştır. Malzeme olarak incelendiğinde ana malzeme olarak tahta ve toprak, yan malzeme olarak deri, kağıt, teneke, çivi, boncuk kullanıldığı görülmektedir. Bezeme olarak toprak boya ile ve sarı yaldızla, yine çocuklara hitap edecek, dikkat çekici renkler (kırmızı, mavi, yeşil, beyaz) kullanılmış olup, stilize, fazla karmaşık olmayan, yumuşak dalgalı şeritler, benek bezemeler, ışınsal ve basit çizgilerle yüzeylerin hareketlenmesi sağlanmıştır.

Günümüz Açısından Değerlendirme

Yaygın eğitim kurumları olarak kabul edilen müzelerin, eğitime katkısı yetişkin ve çocuklar için iki yönlü gereklilik olmakla beraber, eğitimin hedef kitlesi öncelikle çocuklar olarak düşünüldüğünden, birçok müze türü yanında, oyuncak müzelerinin kuruluş ve gelişimleri de bu anlamda önem kazanmaktadır

Oyuncak Müzeleri koleksiyonlarından dolayı çocuk ve yetişkinlerin oluşturduğu, toplumların kültür tarihini (yeme- içme, giyim-kuşam , mimari, v.b), sosyal yaşam ve aile yaşantısını , sanayi tarihini bir arada barındırması ve ilişkilendirmeye uygun olması açısından doğal olarak yaygın eğitim, öğretime zengin kaynak oluşturmaktadır.

Bu konuda ülkemizde yapılan çalışmalar kısıtlı olmakla beraber, Prof.Dr. Bekir Onur’ un çabası ile oluşturulan Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi ”Oyuncak Müzesi”, ile Sanayi Müzesi’ndeki ”Haliç Oyuncakçısı” birimini örnek gösterebiliriz.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi koleksiyonunda bulunan, bugün sergilenmeyen geleneksel “Eyüp Oyuncakları” ise oyun ve oyuncak kültürümüz üzerine yapılan çalışmalara kaynak oluşturması açısından önemli malzeme içermekte, ayrıca Eğitim Bilimleri, Teknik Eğitim Fakülteleri’nde pedagojik ve eğitsel olarak oyun-oyuncak, tasarım ile ilgili çalışmalar akademik düzeyde gerçekleştirilmekle birlikte, yüzyıllardır dünya kenti olan İstanbul’da bir oyuncak müzesi bulunmamaktadır.

Avrupa’ da ise hemen her kent ve hatta kasaba ölçeğinde görülebilen Oyuncak Müzeleri, ülke ve bulundukları bölgenin kültürel öğelerini taşıma ve yaşatma açısından geliştirilmiş örnekler sunmaktadır.

Sanayileşme, nüfus artışı ve kentleşme gibi toplumsal etkenler, oyun ve oyuncağın güdülenme, seçme ve etkin katılım gibi temel özelliklerini olumsuz olarak etkilemektedir. Oyun alanlarının yok olması, oyunun doğadan ve insandan uzaklaşması, serbest oyun zamanlarının sınırlanması, kurumsallaşma gibi diğer olumsuz bileşenler ile, geleneksel oyun-oyuncak kültürünü ve çocukluğun geçmişini yok etmeye yönelik istem dışı bir destek kazandırmaktadır.

Geleneksel oyuncakların günümüze kadar gelememiş olmaları, dayanıksız malzemeden yapılmış olmalarına, kendinden sonra gelen kardeşlerce de kullanılmalarına, geleneksel komşuculuk ilişkilerimizden kaynaklanan, diğer çocuklara verilmesi ve en büyük neden olarak da, üretimin teknolojiye yenik düşmesine bağlanılabilir. Ayrıca kültür varlıklarımızın çokluğu, antik dönemden günümüze, ülkemizde yaşamış uygarlıklara ait kalıntılara aşinalığımız ve bir çok bölgemizin bu açılardan açık hava müzesi şeklinde oluşu, bizleri değer bilmez bir şımarıklığa itmiştir de denilebilir.

Çocukların günümüzdeki oyuncakları, teknolojinin gelişmesi ile çoğunlukla kontrolden çıkmış, hızlı tüketime yönelik dijital oyun ve oyuncakları, gelişim, eğitim - öğretim ve psikolojik yönlerden ciddi kaygıları da gündeme getirmektedir. Bugün bilimsel platformlarda, değişik açılardan üzerinde çalışılmaya, çözümler aranmaya, doğruların bulunmasına yönelik ciddi sorunlar saptanmaya ve çözülmeye çalışılmaktadır